Yağmur Yağınca Islanmayı Seçen Yürekler
Yağmur yağınca ıslanmayı severek ıslanan yürekler, her zaman soğutulmaya gerek duyan çok ısınmış makineler gibidir. Az sonra "Dur artık yeter, bundan sonrası pek iyi değil, buraya kadara yakın bir yere…
Yağmur yağınca ıslanmayı severek ıslanan yürekler, her zaman soğutulmaya gerek duyan çok ısınmış makineler gibidir. Az sonra "Dur artık yeter, bundan sonrası pek iyi değil, buraya kadara yakın bir yere…
Nasıl çıtkırıldım, süzüle süzüle dolaşır bir halde olmuşuz hepimiz; bir mutluluk hormonu alıp kafayı düzeltmiş bir haldeyiz. Neyi, neleri saklıyoruz? Perşembe pazarı esnafı kese kağıdının altına ne kadar sokuşturulacak çürüğümüz…
Bizi neler etkiler? Biz nasıl oluruz, nasıl yapılırız, nasıl yapılandırılırız? Biyolojik değil sorduğum; en sonunda demans olacağı büyük oranlı yapının, sazlardan kurulu olan gökdelen üretecek iskeletinin nasıl örüldüğü... Oradan nasıl,…
Benim çok yazacağım yok; bilardoda Saygıner kadar topa vuramam, pek iddia da taşımam, aynı bir dolu şeyi iyi bilemem. Dünya savaşlarına meraklıyım; hikayelerine, anlatılarına... Pek tarih olarak değil, hikaye olarak…
Masanın bir ucunda gözlerime bakıyordu; ağlayacak gibi dolu dolu, yaşları yine de akmıyordu. Sanki benim ağlamamı bekler bir bakış; nemli bir taraftan, "Sakın ağlama, ben de ağlarım," yalvarışı aynı bakışlarda.…
Ben ben olmaktan çıkalı epey olmuş; suratıma vurmasalar iyiydi. Kendi adıma yaptıklarımın çoğunda ben yokmuşum; beni bir yerlere taşıyan algı gemilerinde, daha doğrusu vapurlarında... Daha anlamlı yolculuk gemide pek kolay…
Yazmayacağım sanıyordum, yüne bir şeylere denk geldim. Kalem de benle becelleşmeyi bıraktı, "Tamam yaz gitsin," kalem hadi derse durulur mu? O önden, ben peşinden yazıp duracağız; boşuna mürekkep, kağıt israfı...…
Artık radyolarda, bir yerlerde çalınmayan bir şarkıda, bir şarkının içinde unutmuş olmalısın beni. Şarkı olmayınca aklının bir yerine bile sıkıştırmadığın benim sana nasıl dokunacağım; senin "Bu sensin," diyebileceği bir yerde…
Hayatın inişi yokuşu... Çok gençken yokuş umruna bile gelmiyor; yaş alınca birazcık yokuşları, tepeleri, dağ inişleri vadi sayıp geçtiğin her adımı sayıyorsun. Yaş almak böyle bir saplantıyı yanında getiriyor olmalı.…
Pat diye orta yerden girilen bir konu bu anlatacaklarım. Pek ilgi duyulacağını da beklemiyorum. Olgunlaşmamış meyvelerin yaptığı karın ağrısı; dert bile edilecek durumu yok, bahar olur öyle şeyler. Evet, bu…