Anne Koynu Sanılan Kucaklar

Anne Koynu Sanılan Kucaklar

Kedi annesi zanneder; annesinin o korunacağı göğsü gibi bir yer, annesinin koynunda olduğu gibi mırıldanır, sürtünür. Ne annesidir oysa orası, ne de mırıltısını duyan annesi gibi onu sarıp sarmalayacaktır. Size de olur aynı şeyler. Siz de mırıldanırsınız; o sıcak, sımsıcak kucağı aranırsınız. Mırıltınıza bir cevap... Belki yine de mırıltı devam. Uzaydan beklenen bir ses misali; bir "Sesimi duyuyor musun?" sorusu, sessizliğe kulak kabartma...
  
Yeni bir aşk aramıyor oluşunuz; yenisi sakin, kendi halinde bir ritim tutturmuş kalbinize... Hani bir şok dalgası yok. "Yahu çekilmez"e çoktan gelinmiş bir hal olsa olur da o kadar zahmete değer mi? Hep bir yerlerde duruyor tepede bir kılıç. Bundan öncekilerde ne vardı, ne oldu da yenisi? Hani tercihlerde her koklanan kavunun iyi çıkması olsa yenisine ne hacet?
  
Hasretinde olduğun; geçmişte bıraktığın, artık ne senin ne onun duymadığı, duyamadığı mırıltıların cevaplarının arandığı... Hoşuna giden aslında o. O eski aşkı, eski aşk bile değil; o heyecanı duyduğun o heyecan, o mırıltının cevabı...
  
Rastgelmişliğin en basit, en denk gelmişliğin en yalın hali nasıl da vazgeçilmişliklere sığdırılmış, sıkıştırılmış, tıkıştırılmış... Buruşuk, şimdilerde o kadar eskilerde kalmışlığı ile... Neden saklanmış? "At gitsin"e bir türlü el gitmemiş; "Buralarda bir yerlerde dursun, hatırası var," saklanmışlığında... Çeyiz sandığının en dibinde naftalinin bile sarıp sarmalayıp sararttığı bir dantel gibi hep vazgeçmemezlik... Hani Zorba filminde kadının öldüğünü anladıklarında köylülerin çaktırmadan başlattıkları talana benzer bir talanda ancak orta yerlere çıkacak, dökülecek halde saklanmış halde duygular, hazlar, mırıltılar, belki sözcükler, anılar...
  
Arananın ne olduğu tanımlanması güç; ancak bir polis sorgusunda görünmez bir ayna arkasında gösterildiğinde "İşte bu!" denilecek benzerlikte hafızada yer alan, görünce hatırlanan, hatırlanacak olan o anlar, o zamanlar...
  
Hala yeni bir aşk arıyorum da kalan var olan...

#Yaşam