Kendi Hikayesini Şıp Diye Bulabilen Hayat
Başından beri bu yazı işi, hep bir ulaşım işidir. Gazetelerin iki gün önceki haberlerinin yeni tarihle dağıtıldığı, ancak ulaştığı yerler varken kar kış, o da yetmez... Çeşitli yol sıkıntıları, haberlerin…
Başından beri bu yazı işi, hep bir ulaşım işidir. Gazetelerin iki gün önceki haberlerinin yeni tarihle dağıtıldığı, ancak ulaştığı yerler varken kar kış, o da yetmez... Çeşitli yol sıkıntıları, haberlerin…
Bazı anları yaşamak hiç istemezsiniz; çat kapı gelir. Yeriniz yoktur, içeri almak istemezsiniz; durur size, sizin olduğunu, alıp içeri onunla birlikte olmak, onunla yüzleşmek zorunda olduğunuzu söyler. Kabul etmek zordur,…
Akşam az sonra gelecek; vazgeçmelere oturmaya gideriz belki. Bir şarkının öğrenmiş olduğu vazgeçmelere ait bir şeyler mırıldanmasını... Hiç olmazsa nakaratını sessizce, kimse duymadan akşamın karanlığına bırakmasını isteyebiliriz. "Vakit tamam," demeden…
Çoğu zaman aklı başında olarak bilinen, kendini öyle bilen olarak; fiziğe, Newton'a, kuantuma filan inanan biri... Ben, bazı zamanlar fiziği karşıma alıveriyor buluyorum kendimi. Geçmişe gidişin ne kadar zor olduğunu,…
Dalya oynadıysanız çocukluğunuzda (başka yerlerde nasıl, bilemem) taşları, mermerleri veya kiremit parçalarını üst üste dizerdiniz. Kötü zamanların kötü haberleri bir bir üst üste gelir. İlla sizi bunaltacak, "Oh!" diyecek bir…
Sıcak bunaltmış olmalı beni; Sezen'e takılıp kalmış bir haldeyim. Ne oluyor, onun da benim de umurumda değil; o öyle söylüyor, ben de "Ben de," diyorum. "Yarım kalsa," diyor; sevmiyorum yarım…
Solak olmak iyidir. Teknik bir adamdı babam; takımları kullanırken, anahtarları tutarken hep yanlış elimle yanlış tarafa sıkıştıracağıma, gevşeteceğime belki inandığından sol elimle iş yapmama kızar, feci kızardı öyle diyelim. Çocuğum;…
"Maymun olabilmeliydim," diye düşünürüm bazı zamanlar. Uzandığım, tuttuğum dala güvenebilmek... O dalı bir anda, en ihtiyaç duyulduğu anda bulmak ve seçebilmek... Belki de insanoğlunun en beceremediği... Sadece bensem, o kadar…
Biz maddenin üç halini bilirdik; tahta sonradan devreye girdi madde olarak. Şaka bir yana, daha kaç hali daha varmış... Evlere bile girdi plazma hali, öğrendik sonraları. Bu bizim kısacık dediğimiz,…
"Nasılsın?" sorusu çok derinden, bıçak gibi bir sorudur. İçinde boşvermişlik de vardır, çok ciddi yaraya neşter vardır, pansuman vardır, "Hayırdır?" endişesi vardır. Sorulur, orta yere bırakılır salata kasesi gibi; çatalı…