Kendine Kendin Olma Dersi
Neden bunca çaban? Ne kazancın var? Beğenilmek... O da değil. Beş benzemezli bir kafa... Sende niye zorluyorsun bir şeyleri? Neden seni huzursuz eden ne varsa sende kalsa? O kadar soru,…
Neden bunca çaban? Ne kazancın var? Beğenilmek... O da değil. Beş benzemezli bir kafa... Sende niye zorluyorsun bir şeyleri? Neden seni huzursuz eden ne varsa sende kalsa? O kadar soru,…
Yine aynı yere geliveriyoruz; dünyayı seviyoruz, o başka bir yerlerde temiz olsun, temiz dursun... Beş dakika "anne terliği" eğitmesi, "Yeni sildim basma!" bağırtısı... Hemen kirleniveriyor; daha temiz olduğunu görmeden, mürüvveti…
Yürümekten yorgun bacaklar, gözler... Ne düşündüğünü anlatabilir bir halde aynı yerde duruyor olmak, aynı yerde dönüyor olmak; nefes almak, nefessiz kalmaktan korkmak... Ya olursa, ya varsa, ya korkular? Hepsi bir…
Hayaller hep vardır. Küçüklüğünde yorganın altında saklandığın, saklanmadığın... Üşüdüğün için yorganın altında, oda soğuktan saklanmak... Bir şeyin, bir durumun seni korkuttuğunda ardına saklanacağın yorganın varsa... Neyse ya, "olmazsa"nın size, beyninize…
Hepimizin fark ettiği gibi dünyanın artık bir farklı döndüğü... Çoğu zaman şiddetli, bazı anlar sadece hafiften yine bir sallantı dediğimiz (bizim buralarda depreme "hareket" derler) "Hissettiniz mi bir hareket?" denilen…
Yemek yemeyi bilmiyor olmak; çocuğun, çocukluğun bir olgusu, öğreniyor sonrasında; aç kalacak hali yok. Çatal, bıçakla, kaşıkla, elle, ekmeği bandırarak, yalayıp yutarak... Bir şekilde o karın doyuyor, doymuyor; belki bir…
Bir anıya takılıp gitme hali dilime çok gelir; anlatmam, kalır içimde öylesi bir anı. Yıl seksen sonu; seksenlerin sonu değil, seksen yılının sonları. Genciz; haber ajansının içinde "haber" diye kıvranır…
Aramızda kalsın; böyle şeyler hep yaşanır, başa gelir, anlatılmaz, saklanır. Yanlış bir şeyler yemişsiniz, yanlış bir yerlere dokunup ellerinizi yıkamamışsınız... Hepsini yapmışsınız yine de denk durmamış mideniz, bağırsaklarınız; ortalık bir…
Beraber yaşıyoruz sayılır; oysa denizin kıyısında onca mutabakat... Beyin, kafa yazacak kalem, ayaklar eve götürecek mide... "Tamam ağrımayacağım, tamam," eve gelince tüm onaylanmışlıklar püf havaya. Neymiş efendim; "Kusura bakma unutmuşuz."…
Kimselere özel bir yazı yazmam. Kimseler yazımda "Şu benim, bu şu, bu da bu," demezler; kendi yorumları... Onun o, bunun bu olan, kendini başkalarını yazılarımda bulanlar; hayır, o o değil,…