Bir anıya takılıp gitme hali dilime çok gelir; anlatmam, kalır içimde öylesi bir anı. Yıl seksen sonu; seksenlerin sonu değil, seksen yılının sonları. Genciz; haber ajansının içinde “haber” diye kıvranır haldeyiz. Haber çok var, yazılacak haber az. Bizlerle beraber, gençlerle beraber gelip çalışan bir ağabeyimiz var; aynı zamanda bir Kıbrıs […]
Bir Müslüm Gürses şarkısına ihtiyacım var. İçimden bir şeyleri kanatarak atmam için; belki, belki biraz yara kurtulsun mikrobundan kanayarak… Belki, belkiler hep fazla; say say bitmez. Oysa başka türlü başlamak niyeti hep vardı, var. İçine atmak, sonra haraç mezat satarım; kapı önüne çıkarmak, beklemek yağmur altı biraz da. Bir kumar […]
Aramızda kalsın; böyle şeyler hep yaşanır, başa gelir, anlatılmaz, saklanır. Yanlış bir şeyler yemişsiniz, yanlış bir yerlere dokunup ellerinizi yıkamamışsınız… Hepsini yapmışsınız yine de denk durmamış mideniz, bağırsaklarınız; ortalık bir yerlerde eller yukarı teslim almış sizi. Yetişememişsiniz, kaçırıvermişsiniz; az bir miktar olmamıştır ya, oldu farz edin. Kimse fark etmeden, hani […]
Beraber yaşıyoruz sayılır; oysa denizin kıyısında onca mutabakat… Beyin, kafa yazacak kalem, ayaklar eve götürecek mide… “Tamam ağrımayacağım, tamam,” eve gelince tüm onaylanmışlıklar püf havaya. Neymiş efendim; “Kusura bakma unutmuşuz.” Yahu ne yapacağımıza, ne yazacağımıza karar vermemiş miydik? Verdik, orasını hatırlıyoruz; gerisi… Ihmm, nerede kalmıştık? Aynı dünya düzeni gibi; bu […]
Amacım bir şeyleri yermek, savunmak, taraf olmak hiç değil; niyeti baştan koyayım, yanlış bir yöne gitmesin. Biz neden bunları yaşıyoruz? Soru bu. Ben de nedenlerini, sorunun cevabını hiç olaya katmadan durum değerlendirmesi yapmaya çalışacağım. Son zamanlarda bunalmış kafaların buna pek yorulmasını, soruya cevap aramasını, bulmaya çalışmasını ayrı bir yere koyuyorum; […]





