Yürümekten yorgun bacaklar, gözler… Ne düşündüğünü anlatabilir bir halde aynı yerde duruyor olmak, aynı yerde dönüyor olmak; nefes almak, nefessiz kalmaktan korkmak… Ya olursa, ya varsa, ya korkular? Hepsi bir şeyleri bitirmek için varlar. Onların varlığı bitmeyi getiriyor bile olabilir. Bitmez, bitmez; içinde bitmenin var olduğunun korkusu, kelimenin. Yola çıkılmış […]
Sonsuz, ne kadar alakasız bir sözcük. İçinde barındırdığı kavramı bile beynimiz bir yere kadar, o da tarifte ne varsa ondan bir sonrası algısı, anlıyor. Ne ile tarif edilirse az kalıyor, çok kalıyor; yokluğunu bile bir yerlere sığdıramıyoruz. Sonsuz küçük… Elimizde ne varsa, mm mesela… Yine elimizde ne kadar sıfır varsa […]
Bir sohbetin orta yerinde bir laf ortaya atılıveriyor: “Olmayacak şeylerin olma zamanı gelmiş olabilir.” Uzaylıların gelmesi misal… Gelirlerse bütün o “olmaz, olamaz” diyenler ve ben, biz… Dünya dönmekten vazgeçerse… Olmaz denilen olursa; “Ben dedim bile,” diyebilecek halde bile olmayız. Olmaz dedik diye belki “Ben demiştim,” diyecek zamanı buluruz. Sohbetin orta […]
Hayaller hep vardır. Küçüklüğünde yorganın altında saklandığın, saklanmadığın… Üşüdüğün için yorganın altında, oda soğuktan saklanmak… Bir şeyin, bir durumun seni korkuttuğunda ardına saklanacağın yorganın varsa… Neyse ya, “olmazsa”nın size, beyninize verilen bir haktır hayal kurmak. Psikolog koltuğunda uzanıp bulunmuş bir şey değil bu. Saklanmanın; yokluktan, yoksulluktan saklanmanın; güçten, güçsüz olmaktan, […]
Hepimizin fark ettiği gibi dünyanın artık bir farklı döndüğü… Çoğu zaman şiddetli, bazı anlar sadece hafiften yine bir sallantı dediğimiz (bizim buralarda depreme “hareket” derler) “Hissettiniz mi bir hareket?” denilen bir yalpalaması var. Hepimiz hemfikiriz. Bazıları “Ben yaptım,” “Koltuğa, kanepeye ben dizimi vurdum, yok bir şey,” tesellisi yapıp boşvere getirseler […]





