Koynumuzda Yatan Yeni Yalancı

En güzel yalancı eskilerde kimdi? Sarayın soytarısı, o olurdu. Çok para kazandığı gibi kelle her an gider durumda bir risk de taşırdı. Saray sizin, soytarınız kim? Cevabı basit; hayatınıza girdiyse ki var, artık koynunuzda bile olduğunu fark etmediğiniz, sizle yiyip içip yatan kalkan… Neredeyse kaç mililitre işediğinizi bile (hani fıkralarda […]

Betondaki Pati İzleri: Güneş’in Kendi Gezegenine Dönüşü

Bazı anları yaşamak hiç istemezsiniz; çat kapı gelir. Yeriniz yoktur, içeri almak istemezsiniz; durur size, sizin olduğunu, alıp içeri onunla birlikte olmak, onunla yüzleşmek zorunda olduğunuzu söyler. Kabul etmek zordur, bilirsiniz sizin olduğunu; yüreğinizi açıp içeri alırsınız. Acır, çok acır; yaralar, çok kanar bir yerlere pek bulaşmadan… Günlerinize, gecelerinize, sonraki […]

Hüzünle Çiçeklenen Özlem Duygusunun Tadı

Hayat tamamlanmışlıkları o kadar dert etmez; boş su bardağının nerede olduğu pek umurunda olmaz. Masanın üstünde aramazsın; yarım içilmiş su bardağını arar, sorarsın. Tıpkı ilişkilerindeki gibi… En çok aradıkların; daha gençliğinin bitmemiş kısmında kalmış olan dostlukların, arkadaşların… Bitseydi gençlik o sıralar, bir şeyler hepten sona erseydi; lise, üniversite arkadaşlıkları uzun […]

Hayatın O Gerçek Masal Kısmı

Feda edilmesi gereken bir ortamda feda edilmesi gerekenleri bırakmalı, vazgeçilmesi gerekenlerden vazgeçmeli. Büyümek her zaman yönetilir olmalı; yönetemeyeceğimiz bir büyüme yerine durmak, durmanın da bir yeri, zamanı vardır. Büyüyemiyor, durmak sizi biraz olsun bir yerlere götüremiyorsa küçülmelisiniz. Nasıl artık bir şeyler durdurulamıyorsa, bedenen küçülüyorsak, yetmiyorsa, yönetemiyorsak küçülmeliyiz; yönetilebilir bir durum […]

Ruhun Derinindeki O Genetik Boşvermişlik

Ruhumuzun bir yerlerinde var mutlaka; genetik olarak yerleşmiş, bir türlü atamıyoruz içimizden. Biraz uzağa bile bırakamıyoruz. Yaptığımız her işin bir yerine bir adam sendecilik, bir boşvermişlik… “Yahu bu sefer de böyle olsun arkadaş, bizden öğrenir işi, bizden,” dedik ya… Haliyle yaptığı işe de laf söylenecek hal yok; “Kabul, tamam,”larla geçiştirilmişlikler […]