Al Pacino “Kadın Kokusu” filminde bağırıyordu: “Büyü artık! Devir dostuna ihanet etme, karını kandırma devri; anneni sadece anneler gününde arama devri.” Büyüdük mü? Dansı sırasındaki performansı, yıllar sonra rol arkadaşı tarafından sadece rol olarak değil; performansın büyüklüğü olarak da “muhteşem” diye tanımlanmıyordu. Benim aklım bir yandan o güzel filmde, bir […]
Arananlar listesinde yoksunuz. Biliyor; aranmayanlar listesinde başlarda. Nasıl adamın suratına çarpıveriyorlar; aranmıyorsun, oh ya, aranmıyorsunuz işte. Bilmek zorunda mıyım aranmadığımı? Sormuyor, biliyor aranmadığını. Oysa yanlış da olsa telefonun çalması; çalınca bir heyecan, “Acaba gerçekten komşuculuk oynasak…” Hani kapı varmış, duvar varmış, oyun oynansın diye serili kilim koskoca bir ev oluvermiş… […]
Bir başkasına benzemek hep ister insan; insan beraber olmaktan, yürümekten genelde hoşlanır, var hisseder kendini. Yaşamadıklarını sanki kendi yaşasa daha mutlu olacak gibi gelir; anlatılanları, başkalarının anlattıklarını hakikat zanneder, anlattıkları gibi yaşanmış diye düşünür. Çevrenin “dikensiz gül bahçesi” hissi hep vardır. Zaten tek dikenli olmak bir ortamda… Sanki başkaları gibi […]
Başarılı bir hayat bile yaşamış olsak… Olmadı tabii; olsak bile bu geldiğimiz zamanın çok gerisinde bir yerlere ancak yerleşiriz. Çoğu kararı öğrenilmiş doğrularımızla biraz da gaddarca biz versek bile, bizim olmadıklarını şimdilerde büyüklerin kafamıza kakmaları benzeri… “O kadar da değil,” demeyin; şimdiki durumlarda ne kadar yumuşak görünse bile daha baskıcı, […]
Yaranın en acıtan hali açıldığı an sanılır; aslında o an ne olduğunun farkında bile olsan andır, geçmiştir. Kabuğu kalkarken, kaldırıldığında kabuğun kanatması az, acısı boldur. Tıpkı anılar gibi… Kabuğu kalkarken daha acıtır anılar; derinliği o zaman farkedilir. Daha anıların acıttığı yaşlarda olmak tam da böyle. Anılardan zarar görmeyecek kadar yaşlara […]





