A², hem +a’nın hem de −a’nın karesidir. İçinde karşıtlığını taşımayan hiçbir şey yoktur. Biraz abes gelebilir ama beyazı olmayan siyah, siyahı olmayan beyaz yoktur. En azından yaşadığımız hayatın ve evrenin iç kuralı budur. Karşıtlık, varoluşun temel genelgesidir. Yapay zekâ ise bunu kabul etmediğinden ya da edemediğinden etrafında dolanır durur. Günümüz […]
“Gel, çayından bir yudum al. Ben de daralmışlığıma biraz ara vereyim. Derin olmasa bile durup soluklanayım. Sen dert etmezsin, anlamaz gibi yapmayı iyi bilirsin” dediğinde, çayımı elime alıp nefeslerini saymayı bırakıyor, gerçekten nefes almaya çalışıyordum. Geceyi biraz daha katlanılır hâle getirmeye, hiç olmazsa kafamda bir sabah ihtimaline ısınmaya… Döndüm, yatağının […]
Bir başka yerden bakmak, bakıyor olmak… Öyle olmak değil, öyle kalmak hep. Hayatı iki boyutlu yaşayan, öyle yaşamak isteyen ve seni de buna ikna etmek için kendini paralarcasına anlatan bir hâle dönüşmek… Üstelik bu ruh hâliyle gurur duymak. Öyle var olmak isteyenlerle yaşamak zordur. Üç boyutlu yaşamak konusunda fikri bile […]
Karmakarışık bir ruh hâline sahip olmak galiba böyle bir şey. Bir yandan fizik yazıları okuyup ardından saçmalayabilmek… Hatta saçmalayabildiğini fark etmek. Kafa karman çorman; üstüne bir de anlamakta zorlanan bir aklın bataklığına çoktan girilmiş gibi. Yine de tutulacak bir kalem pek yoktur ama yazı yine de yazılır. Tek boyutlu, nokta […]
Bayatlamış… Artık yenmez, yutulmaz. Dişte de yok; bir tarafından tutup koparmaya, çiğnemeye heves kalmamış. Tadı tuzu yerinde olsa bile alamadığın bir yaşantı. Sende yoktur ama başkalarında vardır, hem de çoktur; döküp saçarlar. Hâlleri de yoktur aslında. Döküp saçanlar elbette vardır. Yaşantıyı zevkini aldım sanarak tüketirler; tat almadan, bir de tat […]





