Geceydi, gençtim. Islanmıştım. Yağmur, her zamanki gibi benimle uğraşmış ve yine kazanmıştı. Gecenin daha başlangıcıydı, önünde uzun bir zamanı vardı. Rüzgârı da yanına almıştı. Masanın öte yanında, geç gelmiş olmasına rağmen bekletmekten zevk alan o kendinden emin bakışlar… Hiçten bir nedene kadar uzanan bütün cümleleri aynı anda, birçok dilde söylüyormuş […]
Bakınca görürüz sanırız. Hayır, çoğu zaman göremeyiz, anlayamayız, çözemeyiz. Bazen başka bir gözlük, başka bir bakış açısı gerekir. Başkasına sorarız; belki de kaybettiğimizi bilmediğimiz yolu ararız. Doğru mu gidiyoruz, böyle mi gitmeliyiz? Sorduğumuzda en sık aldığımız cevap aslında şudur: İçinde bulunduğumuz yola olan güvenimiz artık eskisi kadar değildir. Yoldan çıkışın […]
Bilginin varlığı, hayata başka bir yerinden bakınca daha belirginleşir. İnsan, hayatının içindeyken göremediğini, dışarıdan baktığında fark eder. Bilgi her hâliyle evrende yerini alırken, evren var olduğundan beri oluşumuna dair kurallar da, kuralsız sandığımız durumlar da aslında bir düzen taşır. Kuralsızlık dediğimiz şey belki de henüz yerine oturtamadığımız, bilgisini kuramadığımız durumdur. […]
Yine yağmurlu bir sabah. Bir tren yolculuğunun Haydarpaşa’da biten sonundan hemen önce, Ayten’le “Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’da” şarkısını mırıldanışımız geliyor aklıma. Şairin üzerine şiirler yazılmış Ayten’i değil, bizim Ayten’i. Yağmur da tam yağmur sayılmazdı, ince bir çisenti yalnızca. Başka bir sabah, yine yağmur. Ara Malikian’dan kısık kısık “Ay Pena […]
Ağzımız her gün boş duracak değil ya, ya kilo almaya çalışır ya da gevezeliğe sığınır. Tercih çoğu zaman gevezelikten yana oluyor. Gündem o kadar hızlı değişiyor ki, adeta at yarışı gibi. Sürekli burun farkı finişler, kim nereden geldi belli değil. Foto finişi bekleyecek zaman bile kalmadan gözler hemen bir sonrakine […]





