Birden ağızdan çıkıveren bu söz çok kullanılır. Yeri gelmeden söyleyip geçmeyelim. Dikkatli olmak için uzun uzun konuşmaya gerek yoktur. Kötülük bulaşıcıdır. Arı kovanına dadanan mantar hastalığı gibi, bir anda kovanı altüst etmez. Önce girer, ortamı kolaçan eder. Kendine onlardan biri, onlar için çalışan, onlara yararlı bir varlık gibi yer açar. […]
Son bakış. Adını yıllar önce koymalıydık. Orada, o anda o anıya bir isim verilseydi, sonradan akla gelmesiyle yerleşen o gerçek yalnızlık duygusu bu kadar kökleşmeyecekti. Altına bir minder koyabilseydik, izin verseydin, belki de bugün hâlâ yerinden kalkmayan o çökmüşlüğe, o kalmışlığa zemin hazırlanmayacaktı. Ama oldu. Bir hayalet filminin sonunda ışığa […]
Başlamadan önce şunu söyleyeyim. Doktrinlerle ilgili olarak bugüne kadar daha çok kafa şişiren, masa sohbetlerinde dönüp duran, akılda pek kalmayan birkaç laf etmiş biriyim. Kimsenin umursamaması da gayet normal. Hatta “İyi ki kimse ciddiye almamış” denecek türden laflar. Bundan sonrası için “Pek işe yaramaz, kapat gitsin” diye düşünebilirsin. Eğer vaktin […]
Hayatın en güzel, en rahat yaşanır hâli, bunu bir başkasına söylemeye bile gerek duymadan, “Ben aptalım” durumunu kabullenebilmektir. Yapay zekâ bile sana bir şeyler kakalamaya çalışıyorsa ve sen bunu fark edip kabul ediyorsan, bunda hiçbir mahsur yoktur. Bu, aptal olduğun anlamına gelmez. Tam tersine, çoğu zaman bu kabulleniş seni korur. […]
Yeşşe şepkemin altındayım. Bir zamanlar çok iyi bir espriydi bu. O zamandan bugünü anlatan bir söyleme dönüşmesi ise daha da ilginç. Şimdilerde öyle hafife alınacak bir durum değil. Kelli felli görünümüyle “adam gibi” konuşsa dinlenecek olanlar bile, bir anda sana başka bir sıfat yapıştırabiliyor. Dost da desen, başka bir şey […]





