Sabah yine karanlık, bana göre erkenciyim. Benimle yemek yemesi çok zor. Bir kaptırıyorum, karşıda oturan bir şaşkın; çatal, kaşık, bıçak, kendimi koyuvermiş bir halde. Gel de yemek ye karşımda, farkında bile değilim. Kafa bir şeylere takılmış, takıldığı yetmemiş, bir de takip; acaba diye başlayan, sonrası yokuş aşağı kaptırılmış. Gece bir […]
Acı olduğu kadar dinlenmesi, yazılması zor bir hikayedir. Suç ve suçlu ile çok ilintili olmayan bir yerden bunu anlatmamak yine de Robert François Damiens’e 2 Mart 1757’de neler yapıldığı şimdi bile yazılması insana çok acı verir, sırf o yüzden. Kerpetenle çekilen organlar, onların yerine sıcak kurşun dökülmesi, atlara çekilerek parça […]
Kalemin hep bir sivri tarafı var. Uçuk kaçıklığa pek de yatkındır kendileri, ne de olsa ait olduğu şimdilik benim. Orta halli bir otobanda gelişmiş bir araç, ileri bir zaman diyelim, hız sınırı biraz hızlı, biraz değil, bayağı; hani ışık hızının az üstünde. Kütle en son evren kadar ağır, tam o […]
Bir bahar sabahı bende bir korku var, kimsede kalmamış olmalı ki ben kazaklar kabanlar, onlar t shırt şort, neyse bir kaç kişi dışında henüz denize gireni pek yok. Bir taraftan da kıskanıyorum, ne yalan söyleyeyim, bir şeylerden, zatürreden misal, korkmadan yaşar olmayı. Kıyı nın biraz üstünde bir masa, masa bizim […]
Umut olup cebime alıp her düştüğünde umudum, alıp cebimden biraz tırtıklayıp hipo umutsuzluğa girmeyip, biraz daha bol umut dolu masalara elde çatal kaşık, belki biraz ileriye gidip kepçe tarzı bir şeyle dalabilecek bir yere, bir zamana ulaşabilsem. Kimse bu dünyanın gidişi için daha iyi olabileceğine dair bir beklenti içinde değil. […]





