Her şey kolay olmuyor. Kolay geliyor anlatılınca; “Şöyle yaparız, böyle yaparız…” Hep bir kolay yol, sonra daha başında yol ayrımlarının… Her birinde, yolun tümünde, her tümsekte, her büklümde keşkeleri bol, “Ben düşünmüştüm, ben söylemiştim”ler çok bir yılgınlık… Başlarken “Bende”lerin çoğu, ardından el sallayıp “Bitsin hele, yetişirim,” tavrına girip yalnızlığı dibine […]
Bazı kapılardan girmek zordur. Hep bir “Kart sahibi yakınımdır,” referansı aranır olabilir. Girince birden her şey kolaylaşıverir. Şimdilerde üniversite tercihleri var; bir yerlere saldırıp bir yerlere girmek, bir hayali gerçekleştirmek için fırsatlar var. Adı lazım değil; bazı üniversiteler hem girişi kolay, hem okuması zordur. Başarı oranı, bitirme oranı, mezun etme […]
Sabah kalktığınızda iyi gün dilekleri, falan filan… Sonra dünün hesabı: Ne oldu, ne verdik, ne aldık, ne kaldı? Bir bakkal hesabı yaparsınız; “Yapmam,” dediğinizde bile yapmışlığınız, yapıyor olduğunuz vardır. “Gelip geçti,” diyebilecek bir haliniz olursa, o başka bir yerlere gidiyor olduğunu gösterir. Dikkat; kütüphane dolmuş! Boşaltma kağıt kamyonu az sonra […]
Tarzımızda bir değişiklik yok; aynı araç, aynı yol… Zaman aracı, yolu ve bizi yıprattı, yıpratıyor, o kadar. Gittiğimiz yer aynı; o bile biraz yıpranmışlık taşıyor. Eski ben biz, ben biz değiliz veya öyleyiz… Dünya çok döndü, biz dayanamadık, savrulduk. Yaşadığımız zamanın nesini, “Evet bunu çok beğendim, bu benim olsun,” ısrarıyla […]
“Yalnızlığın adını sen koyacaksın gittiğinde, giderken,” dedi kurbağa suratlı. “Gidecek miyim bilmiyorum,” dedi kadın. “Gitmesine gideceğim; sen gönderebilecek misin? Yoksa hayatının bir köşesine beni koyup oturtup, sanki gitmemişim gibi benimle, bensiz, benimle yaşamaya devam edecek misin? Hep böyle bir şey olacak duygusu bende,” dedi. Gitme demeli sana, diyebilmeliyim… Oysa tutulamayacak […]





