Sığınılacak o kadar yer kalmadı; fizik bir yerde, tutunulacak yer… Her denklemin, her karşıtlığın, her olmazın, her olanın bir hesabı, bir sorgulaması; olmadı bir, ispatlanamamış bile olsa, bir aklın ürettiği bir teorisi mutlaka vardır. Olmadı kurulur; ele kağıt kalem alınır, “Oluyor mu, olmuyor mu? Eldekiler ne, ne lazım ele, nereye […]
Nasıl çıtkırıldım, süzüle süzüle dolaşır bir halde olmuşuz hepimiz; bir mutluluk hormonu alıp kafayı düzeltmiş bir haldeyiz. Neyi, neleri saklıyoruz? Perşembe pazarı esnafı kese kağıdının altına ne kadar sokuşturulacak çürüğümüz çarığımız varsa, el çabukluğu marifeti edinmişsek… Nasıl olup da saklama güdüsüne kapılıp, bir gözden kaçırıp gözünün içine baka baka… Sanki […]
Şarkı söylemek istiyorum, içimden gelmiyor. Islık çalarak denizin kıyısında, dalgalara ayağımı teslim edip yürümek çok çok istiyorum; gelmiyor içimden. Bir yerlere “Dur” levhaları asılmış; bir türlü “Bırak yahu, olmaz olsun,”a denk getirip uymamak var bir yerlerimde. Hala isyan taşıyan taraflar… Onları biraz ben, biraz havalar, biraz dış güçler baskılamışız. Eğitilmiş […]
Hınçlıyım, nereye saldıracağımı bilmiyorum; züccaciyeci arıyorum fil gibi, ortalığı darmadağın edeyim, birilerine, bir şeylere girişeyim… Hayat çok sıktı. “Fil” dedim; Ömer Seyfettin yazmıştı memleket hasretiyle tepinen bir fili, sonra anladığı dilde konuşulunca sakinleşmişti. Benim de bir dil problemim var olmalı; fil gibi tepinip duruyorum. Mina Ungan’ı okuduğumda aramızda bir nesil, […]
Bizi neler etkiler? Biz nasıl oluruz, nasıl yapılırız, nasıl yapılandırılırız? Biyolojik değil sorduğum; en sonunda demans olacağı büyük oranlı yapının, sazlardan kurulu olan gökdelen üretecek iskeletinin nasıl örüldüğü… Oradan nasıl, ne olduğu, ne çıktığı… Hadi demans demeyelim; yine de bir yerlere doğru yol aldığında içinde binlerce bilmece, sır, binlerce “Akla […]





