Nelerle yatıp kalkıyoruz. Ne senin her anında, her yerinde o kadar yükle birlikte nasıl yaşıyor olursan; taşıdığın öyle bedensel değil, belini büken, ağır, gittikçe daha ağırlaşan, sırf o yüzden gidebileceğin onca yolu tık nefes gitmek… Atsan atılmaz, satsan satılmaz yükün olarak sırtına bağlanmış; alışmış olmak yine de zor. Catherine Deneuve […]
Şarkılar daha güzel anlatırdı hikâyeyi. Şimdilerde yapay zekâ “vur beline kazmayı” desen anlamıyor; bele nazik bir dokunuş falan karıştırıyor, hikâye olmuyor, elinde kalıyor. Bir yere yapıştırıveriyorsun, çürümüş sakız gibi. Oysa içinden öyle fıkır fıkır; hani al eline sazı, kendi tıngırdamasın, sen tıngırdat. Edebiliyorsan yap, yapamıyorsan ıslığın gözüne vur onunla, hani […]
Hayrına bir iş olsa, “Hadi,” deseler koşulması lazım; biz öyle gördük. “Eski zamanlardı,” deseler evet, eski zamanlardı; biz varız daha, o kadar eski de değil. Şimdi hayır işi denilince “Hayır için geldik, iki sıkalım gideceğiz.”e dönmüş. Yardım olsun diye “Hadi bakalım, birkaç sıkalım; birkaç yaralı, birkaç mevta olur, o kadar.” […]
Kölesi olmak varmış; hem de birkaçının birden olmuşum, oldum. Pek inkâr eder bir durumum da yok. Memnuniyet hak getire; her dedikleri, her istekleri… Nerede yetişmek mümkün değil. Yat dediklerinde yat, kalk dediklerinde kalk. Torun sahibi birileri buna benzer bir köleliği biz yapıyoruz, “Ne varmış?” derler. Ne bileyim ben, doğrudur. Köpek […]
Benzinliğe giriyorsun, depoyu fulluyorsun; ne zevk değil mi? Çıkıyorsun, dolaşıyorsun keyfince; gösterge kırmızı yanıp sönmeye başlıyor. Orada devreye kuantum giriyor; hoop geri, tam da depoyu doldurup benzinlikten çıkarken anına, üstelik ful depo. Haydi yeni baştan dolaş dur. Kuantum mekaniği ile uğraşanlar bunu dalga geçmiyorum, gerçek fizikte yani. Demem o ki, […]





