Yine aynı yere geliveriyoruz; dünyayı seviyoruz, o başka bir yerlerde temiz olsun, temiz dursun… Beş dakika “anne terliği” eğitmesi, “Yeni sildim basma!” bağırtısı… Hemen kirleniveriyor; daha temiz olduğunu görmeden, mürüvveti aranır gibi “Bir denk dur, bir yerinde dur,” yalvarması bizimkisi. Hani eskiden “yaramaz” derlerdi, şimdilerde “afilli” kelimeler türetilmiş çocuğa; aynı, […]
Bana kalırsa (ki kalmış gibi) kötülük genetik değil, virütik bir yapıdır. İyilik genetik özellikler hep taşır; babadan oğula, babadan kıza, anneden kıza, oğula… Çok fazla aktarması olan, benzerliği fazla olan bir durumdur; dededen toruna, nineden toruna bile gözlemlenen durumlar olur. Kötülüğün virütik olması; ortamdan çok çabuk kapılabilir yapısından ve eğer […]
Yürümekten yorgun bacaklar, gözler… Ne düşündüğünü anlatabilir bir halde aynı yerde duruyor olmak, aynı yerde dönüyor olmak; nefes almak, nefessiz kalmaktan korkmak… Ya olursa, ya varsa, ya korkular? Hepsi bir şeyleri bitirmek için varlar. Onların varlığı bitmeyi getiriyor bile olabilir. Bitmez, bitmez; içinde bitmenin var olduğunun korkusu, kelimenin. Yola çıkılmış […]
Sonsuz, ne kadar alakasız bir sözcük. İçinde barındırdığı kavramı bile beynimiz bir yere kadar, o da tarifte ne varsa ondan bir sonrası algısı, anlıyor. Ne ile tarif edilirse az kalıyor, çok kalıyor; yokluğunu bile bir yerlere sığdıramıyoruz. Sonsuz küçük… Elimizde ne varsa, mm mesela… Yine elimizde ne kadar sıfır varsa […]
Bir sohbetin orta yerinde bir laf ortaya atılıveriyor: “Olmayacak şeylerin olma zamanı gelmiş olabilir.” Uzaylıların gelmesi misal… Gelirlerse bütün o “olmaz, olamaz” diyenler ve ben, biz… Dünya dönmekten vazgeçerse… Olmaz denilen olursa; “Ben dedim bile,” diyebilecek halde bile olmayız. Olmaz dedik diye belki “Ben demiştim,” diyecek zamanı buluruz. Sohbetin orta […]





