Nasıl körüne hem de “Okudum, yazdım,” diyerek; hem de “Yahu bu da nereden çıktı, ne oluyor?” kafayı yanlarına alıp neden gelmemişler? Onca soru işareti avuçta kalıyor. Cehaletin, kuru cehaletin… “Cahilleri severim,” derdi Ortaylı; cahil olduklarını bilir, ses etmezler. “Yarı cahiller cesur olur,” derdi; “Onlarla sakın tartışmayın, en azından kendinize acıyıp […]
Bakmayın uslu ele avuca sığar bir halde oluşa neredeyse patlamaya hazır volkanlar vadisi gibi ortalık.Yine de pek fazla derine girip yara kanatma niyeti yok bende. Sıkılmış sadece tüpü kalmış diş macunu gibi ortalıkta dolaşıyoruz sadece tüketilmiş olmak bile bir var oluş şekli. Tahmin etmeliydik edebilirdik o zamanlar böyle yeteneneklerimiz daha […]
Benim çok yazacağım yok; bilardoda Saygıner kadar topa vuramam, pek iddia da taşımam, aynı bir dolu şeyi iyi bilemem. Dünya savaşlarına meraklıyım; hikayelerine, anlatılarına… Pek tarih olarak değil, hikaye olarak daha aklım yatkın; dinlerim, okurum. Titanic batarken orkestra hala çalıyordu, dans ediyorlardı; bir efsane bile olabilir, anlatılar öyle. Savaşla ne […]
Masanın bir ucunda gözlerime bakıyordu; ağlayacak gibi dolu dolu, yaşları yine de akmıyordu. Sanki benim ağlamamı bekler bir bakış; nemli bir taraftan, “Sakın ağlama, ben de ağlarım,” yalvarışı aynı bakışlarda. Oyunun sonuna gelinmiş olmalıydı. Masada karşılıklı oturulmuş olması bir bakış atışması değil, bir hesaplaşma, zamanların bir toplama çıkarması gibiydi. Gözlerini […]
Öğrenilmiş bir durumdur; herkes bilir, duymuştur, yaşamıştır, görmüştür. Bilinir; televizyonlarda, dizilerde yaşatılmaya çalışılır benzerleri. Bir insana, birilerine eziyet etmenin yolu uzatılmasında, zamanın ufak ufak kullanılarak zamana yayılmasında oluşur; eziyet o zaman eziyet olur. Ömer Seyfettin “Diyet” hikayesinde anlatır; ilkokulda okunurdu zamanında, okutulurdu. Kolunu keser verir şimdinin mobbingine karşılık. Kurtulmanın bir […]





