Ayna olmadan, tembellik etmeden, aslında tek önemli olan sana bakmak… Bakmak istemek, bakıp görmek ve gerçekten görmek için bakabilmek. Daha doğru olan nerede diye düşünerek içine dönmek, kendine uzun uzun bakabilecek hâle gelmek. Zor olan da bu. Kendini yetersiz hissederken neyi başarabileceğini, neyi başardığını, neyi başarmaya çalıştığını anlayabilmek. Yolunu çözebilmişim […]
İnsanoğlu pek çok şeyi aynı anda ister. Beğenir, beğenmez, yetmez der, yeter der, sonra bir daha ister. Aslında en sonunda hiçbir şey yetmez. Doymak dediğimiz şey yalnızca kısa süreli, geçici bir hazdır. Gargantua bile bir yere kadar; ötesi onda da yoktur. İnsanın içinde, en derininde sakladığı bir istek vardır. Belki […]
Geceydi, gençtim. Islanmıştım. Yağmur, her zamanki gibi benimle uğraşmış ve yine kazanmıştı. Gecenin daha başlangıcıydı, önünde uzun bir zamanı vardı. Rüzgârı da yanına almıştı. Masanın öte yanında, geç gelmiş olmasına rağmen bekletmekten zevk alan o kendinden emin bakışlar… Hiçten bir nedene kadar uzanan bütün cümleleri aynı anda, birçok dilde söylüyormuş […]
Bakınca görürüz sanırız. Hayır, çoğu zaman göremeyiz, anlayamayız, çözemeyiz. Bazen başka bir gözlük, başka bir bakış açısı gerekir. Başkasına sorarız; belki de kaybettiğimizi bilmediğimiz yolu ararız. Doğru mu gidiyoruz, böyle mi gitmeliyiz? Sorduğumuzda en sık aldığımız cevap aslında şudur: İçinde bulunduğumuz yola olan güvenimiz artık eskisi kadar değildir. Yoldan çıkışın […]
Bilginin varlığı, hayata başka bir yerinden bakınca daha belirginleşir. İnsan, hayatının içindeyken göremediğini, dışarıdan baktığında fark eder. Bilgi her hâliyle evrende yerini alırken, evren var olduğundan beri oluşumuna dair kurallar da, kuralsız sandığımız durumlar da aslında bir düzen taşır. Kuralsızlık dediğimiz şey belki de henüz yerine oturtamadığımız, bilgisini kuramadığımız durumdur. […]





