Rahatlığın Açık Kapılı Hapishanesi

Rahatlığın Açık Kapılı Hapishanesi

Kahvaltı masasından yeni kalkmış... Dışarıda bir serinlik yok seni bir yerlere sürükleyecek, aklına bir şeyler gelmiyor; ne bir şey, ne biri "Kalk gidelim," demiyor, "Yat aşağı!" Rahatlığın hapishanesine kapılar açık; "Defol git!" de denmiyor. Hapishane hani Kuzey ülkelerinde var olduğu, vardır mutlaka, kuralları da vardır; dışarıdan muhakkak daha kötüdür, dışarıdan kötü değilse caydırıcılığı kalmaz... Öyle bir esaret.
  
Dışarı çıkmak için, karışmak için, hayatın bir yerlerine dokunmak için hedefin de yok. Hedefin yoksa beynin için dopamin de yok! Hedef olmadan, şirketin işi olmadan, iş emri olmadan benzin verilmez ya; öyle bir sistem. Dopamin hedef varsa var, yoksa yok! Beyin kendini rölantiye bile alıp elindekileri de tükettirmiyor sana: "Al sana yastık, yat, kıvrıl sedire, çalıştırma kafayı bile, ver uykuya! Yediklerin, içtiklerin horlamana, nefes almana, hırıldayıp sağa sola dönmene yeter. Gerek yok, beyni zaten pek kullanmazdın, rölantide takılıp bir yerde dururdun nasılsa..."
  
Rahatlığın, rahat olmanın, vazgeçilmez hale gelmiş rahatlığın senin olanından bahsediyorum. Ne esaretler var özendiğin onca yaşantıda! Gıptayla baktığın, her parmak şıklatışta bir hayalini ortaya çıkartan rahatlıklar... Kaybedemem dediğin yüzlercesinin gözünün önünde onların olduğundan çöpe atılışları... Senin "Vay canına!" bile diyemeyişin, "Bu atılır mı?" diye bile soramayışın, sorgulayamayışın bir rahatlığı...
  
Senin esaretinin bin katı esaretler! Öyle kurulmuş, öyle kurgulanmış rahatlıklar... Sen bir sedirde uyumanın, zaman çürütmenin, dopamin salgılanmasını tasarrufunun... Hadi neyse, sen de az değilsin! Yine de mahpusluk rahatlığa, mahpusluk... "E fena da değil dışarıdan iyi," savunması bir de!
  
"Ne halin varsa gör!" iddianamesi, kararı, temyiz sonrası sedirde rahat...

Bu yazıyı paylaş

Facebook X Threads LinkedIn
#Yaşam