Tadı Çok Acı

Bir öğleden sonra yine, boş yapacak bir işim yok diye düşündü. Biraz sesini düzeltmeye çalıştı. Dilinde bir şarkı olsa söyleyecek ama o şarkı nerede kaldıysa gelmiyor işte. Bir şarkı geliyor inat bu ya söylemeyecek o şarkıyı. Bütün bu şarkı yüreğini yakıp duruyor.

Ağustos böceği gibiydi, yirmi sene de bir ortaya çıkıp gelip nasılda dik dursun diye hazırladığı dik duracak gibi hayal ettiği bir daha yıkılmaz dediği, hani inandığı şeyleri öyle şiddetli bir deprem edası bile taşımayan bir sarsıntıyla tam adı sarsıntı, işte o kımıltıyla yine yıkılıvermişti her şey.

yanlız kadın

Dilinin ucundaydı şarkı ‘’Hani ne oldu aşkımız?’’ başladı söylemeye ama kızdı kendi kendine. Sesim kartlaşıyor diye düşündü. Sigarayı bırakmalıydı, uyumalıydı yatınca hemen ve aklını şarkılara takmamalıydı. Bugün başka bir şarkı söylemeliydi, ‘’yalanda olsa mutluyum ya bu bana yetiyor.‘’ bu şarkı iyi dedi ama çıkmıyordu sesi, izin vermiyordu sesi. Gülümsedi.

Yalnız sesim değil içimde söylemek istemiyor. ‘’Canım senle olmak istiyor’’ birden sesi de içi de söylemek istedi. Nereden geldiyse aklına mırıldanmaya başladı. Bir öğleden sonra şarkısı dedi, hani daha da oynanası bir şarkı yok şimdilik bu saat de. Bardağını aradı, yarıya kadar doldurdu. çünkü, çünkü bir şeyleri ağlamayacaktı yine kırık camları yutar gibi oldu boğazı düğümlendi. Çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı vardı öyle söylüyordu şair, vahşi diyordu, acı hem de çok acı verdiğini çok acı olduğunu söylemeyi unutmuştu.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir