Nasıl çıtkırıldım, süzüle süzüle dolaşır bir halde olmuşuz hepimiz; bir mutluluk hormonu alıp kafayı düzeltmiş bir haldeyiz. Neyi, neleri saklıyoruz? Perşembe pazarı esnafı kese kağıdının altına ne kadar sokuşturulacak çürüğümüz çarığımız varsa, el çabukluğu marifeti edinmişsek… Nasıl olup da saklama güdüsüne kapılıp, bir gözden kaçırıp gözünün içine baka baka… Sanki […]
Yaşam
Bizi neler etkiler? Biz nasıl oluruz, nasıl yapılırız, nasıl yapılandırılırız? Biyolojik değil sorduğum; en sonunda demans olacağı büyük oranlı yapının, sazlardan kurulu olan gökdelen üretecek iskeletinin nasıl örüldüğü… Oradan nasıl, ne olduğu, ne çıktığı… Hadi demans demeyelim; yine de bir yerlere doğru yol aldığında içinde binlerce bilmece, sır, binlerce “Akla […]
Benim çok yazacağım yok; bilardoda Saygıner kadar topa vuramam, pek iddia da taşımam, aynı bir dolu şeyi iyi bilemem. Dünya savaşlarına meraklıyım; hikayelerine, anlatılarına… Pek tarih olarak değil, hikaye olarak daha aklım yatkın; dinlerim, okurum. Titanic batarken orkestra hala çalıyordu, dans ediyorlardı; bir efsane bile olabilir, anlatılar öyle. Savaşla ne […]
Masanın bir ucunda gözlerime bakıyordu; ağlayacak gibi dolu dolu, yaşları yine de akmıyordu. Sanki benim ağlamamı bekler bir bakış; nemli bir taraftan, “Sakın ağlama, ben de ağlarım,” yalvarışı aynı bakışlarda. Oyunun sonuna gelinmiş olmalıydı. Masada karşılıklı oturulmuş olması bir bakış atışması değil, bir hesaplaşma, zamanların bir toplama çıkarması gibiydi. Gözlerini […]
Ben ben olmaktan çıkalı epey olmuş; suratıma vurmasalar iyiydi. Kendi adıma yaptıklarımın çoğunda ben yokmuşum; beni bir yerlere taşıyan algı gemilerinde, daha doğrusu vapurlarında… Daha anlamlı yolculuk gemide pek kolay olmaz, rahat batınca… Demek ki batmamış vapur o zaman; gelgit inme zahmetine bile katlanmayarak seyahatler yapıyormuşum. Zamanında “Binmeyin bu kayığa!” […]





