Hatırlar mısın?

Şimdi kış kar altında yazıyorum. Gece soğuktu. Eski zamanlarım olsa sigara içmeye balkona çıkar o soğuğu ciğerlerime doldururdum. Gece bir ara çıkıp dolaştım ayak seslerimin karda çıkardığı seslere taktım kafayı o seslerle müzik yapmayı denedim. Olmadı kafamda başka bir şarkı vardı. O şarkı daha baskın çıktı. Yazın ilk günleriydi, baharın sonları mı dense daha doğru bilmiyorum. Ama masanın üstünde çağla vardı. Tuz vardı yanında gazete kağıdından koparılmış küçük bir köşeye dökülmüş. Sen hiçbir şeyi sorgulamak sorgulatmak niyetinde değildin ağzından köpükler saçarak, çağladan bir ısırık alıyor. Ara sıra çokça görmediğim o çirkefçe tavrını takıp bana kendinin bile inanmadığı bir kurgu ile ayrılığın gerekçelerini anlatıyordun.

Ben doldurulmuş olduğunun inancındaydım. Dün gece kimleydin? Hayır, doldurmamıştı seni hiç kimse, çağladan bir ısırıkla duymadığın o kini anlatıyordun. Hava bunaltmıyordu daha sıcaktı, sen terlemiştin, ağlamamak için kendini zor tutuyor olman lazımdı, ağlamıyordun. Bu günlerde olsa sorardım bu neyin kafası? Diye. O kadar hırçın olabileceğini düşünmediğim için korkmuştum sen gençtin ben senin kadar olmasam ne yazar ikimizde çocuktuk. Senin göğüslerin anlattığından hızlı inip kalkıyordu. Yeni yeni olgunlaşan giydiğin gömleğin altından belli belirsiz tümseklenen göğüslerin. Ne vermiştik ki bir birimize maddi değeri çok yüksek, hiçbir şey. Manevi değerinin bu gün klasik, antika değerinin çok fazla olduğunu hissederek yüksek olduğunu söyleyebilirim. Çok yüksek. Ve hayatın anlatılmayan, öğrenilen derslerinden birindeydik. İkimizin de sınavı kötü geçmişti. Okuldan atılıyorduk. Hayat okulunda daha sonraları aynı sınıfı tekrarlayacaktık. Aynı sınıflarda aynı kişilerle olmasak bile. O gün olmadı. Yağmur yağdı mı ertesi günlerde hatırlamıyorum. Olmadı ikimizde o gün ağlamadık bir daha el ele tutuşmadık. Tuttuk ellerimizi daha sonra bir kalabalığın ortasında tokalaşmak için son karşılaşmamızdı. Ama gözyaşlarımızı bir birimiz için bile çok akıttık diye düşünüyorum. Ben çok gözyaşı döktüm.

Ayık, sarhoş, sıcakta, soğukta, yağmurlu, karlı günlerde, yaz, kış, ayaz, deniz kıyısında, Ankara‘da. Boş ver saysam ne olur? Ne değeri var artık? Erzurum desem, Elazığ desem ne işim var benim orada, oralarda benle ne ilgisi var mı diyeceksin? Gitmiştin işte, öyle bitirilecek gibi olmadığı bir anda gitmiştin, bitirmiştin. Evli değildik, ayrılık için başka şeylere gerek yoktu. Kapıyı çarpıp gitmek yeterdi. Çarptın gittin. O şarkı bir yerlerde çaldığında seni hatırlamazdım. Ama aklıma şimdi geldi. Hatırlar mısın? Bilmem. Yıllar geçti üstünden.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir