Toplumun Yazılmamış Kuralları Güç Kimin Elinde

Toplumun Yazılmamış Kuralları Güç Kimin Elinde

Başka bir dünya, başka bir yapı var mı, olabilir mi? Tabii ki kurulu kuralları olan bu dünyaya ait, çok eskiden beri konmamış kuralları daha çok işleyen, bu dünyadan başka biri diye soruyorum. Her gün bakınca kuralları az çok var olan, uyuluyor gibi yaşadığımız bir dünyamız var, hep öyle yaşıyoruz, yaşıyormuş gibi yapıyoruz.

Başka kuralların ne olduğu, hani yazılmamış diye bahsettiğimiz, bizimle beraber oradan oraya gelen, var olduğu bir yerlerde değil, beynimize dikte edilmiş gibi olanlardan. Bunlar daha çok ahlaki olanlar.

Önemli olan kuralın var olması değil. Olan kuralın varlığının bizim yaşamımızı nasıl, nereye kadar, ne zorlukla veya nereden güçle, ne kadar sınır, ne kadar zorlayıcı, ne kadar yıkıcı olabildiği.

Ahlak her toplumun taa en başından oluştuğu andan ya da toplum olmaya varılan kökeni ne kadar tanımlanamaz bir yapı olursa olsun, kural konduktan, oluştuktan sonra kabul görüp uyulması durumuyla varı olur. Ne demek kural vardır, bu kurala çoğunluk uyar. Uymayan az ne yapar? Buraya güç girer; elinde güç olan bir az, az diyorum, azınlık bir başka ifadedir, kuralı kendinle ilgili uygulamasını göz ardı eder, kuralı değişik kendiyle ilgili kısmını ilga eder, yok eder, kurala kendiyle ilgili uygulanmazlığını ilan eder ve bunu meşru hale gücünü göstererek dikte eder.

Buraya kadar kısım, Hammurabi kuralları gibi güçle getirilen kurallara benzemez; kabul görmüşlüğü mağara düzeni, avcı toplayıcı düzeninde olan hallerdir. Önce köyler, sonra kasabalar kurulunca bu kurallara yönetme ihtiyacından, yönetilme ihtiyacından bazı toplum kuralları, bazı ve en önemlisi çıkar ilişkilerinin yol haritaları ortaya çıkmıştır. Bunlar çıkarları korunması ya da çıkar sağlanması için daha çok güç elde etmek, hem mali hem askeri ve bununla çıkar korunma örgütü kurma, bu işte askeri tarafı oluyor, mülkiyet oluşturma, var etme, daha sonra koruma, bu yolun başı durumunda.

Böylelikle nereden nereye derken biri, birileri diyor ki zengin fakiri sevmez. Yok canım, nereden çıktı bu laf. Doğrudur. Doğru olan tarafı sevmez kısmı. Zengin olmadan fakir olmaz. Zengin fakirin olanından kendine yüklüce bir kısmını kendisine, tarafına, gücüne güç katarak daha da çok varlık elde etmesi fakir oldukça olur. Fakir olmayınca zengin olmak ne demektir. Daha, daha da en daha çok, hani binlerce yıl sülalesi tıka basa yese bitirilmeyecek birikim niye. Dur, bölüş kısmına gelince kural fakirin fakir olması, öyle hatta daha fakir olarak daha ehven durum kalması esastır.

Kurallar nasıl, nereden bakarsanız hep bu kuralı esas alır, sınırı oraya kadardır. Aykırı olanlar şimdilik var olun tavrı olarak değerlendirilir.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir