Delikanlı

Daha çok kimseye yakışmadı bu kelime. Cuk oturur hiç potu yok. Çok özlemiş olmalıyım. Yara daha çok acıtıyor. Büyüyor olmalı. Eksiklik bir yara mı yoksunluk, yoksun.

Gecelerin arasında bir rüyada seni bunca yıl anca o kadar uzak bir dokunuş. Rüyama da gelmedin anlayacağın oturup karşıma acıyan yerleri deşip biraz daha acısın sen acıt olmadı.

Gökyüzünden önce başladı gözlerim sonra bir yarış, seni özlemiş olmalı gözlerimde. Kapalı.

Delikanlı

Hep sanki mahzunluğun gidecek, sakinliğin, acelesizliğin bir gidişin acele oldu yırtıp bir yerleri tül perdeler misali arkasından çıkıverecekmişsin gibi.

Delikanlı genç kalmak böyle.

Hep aynı gitar telleri çınlamalarına, bakışlara takılıp kalmalar ve gidişine üzülmeler yıllar ayrılık bile senden çok büyüdü yaşlandı sen aynı. Seni bunca yıl sonra bile bir ağacın en üst dallarında bir yaprak boyuna anca orası yakışır kımıldadı sen buradasın çırpınıyor başka türlü, sabah ne kokusu varsa salmış sümbül sen kokuyor olmalı ardımda mısın dönüp bakma kaçmasın öyle kalsın şafaklarda ses sen olurdun bir sen mi geldin neye yakışmazdın ki?

Çok özlemiş olmalıyım.

Sen hangi zamandın. Zamanın neresinde kaldın?

Tags:

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir