Binlerce oturanı olan masada yalnız gecenin en renksiz anında neyin yanına meze karanlığında sana da ciços el sallamasıyla oturup geceyi dibine kadar bitirmecesine yangın yeri yürekle baş başa tek başına. Çıkıp gelsene haydi, kadehi kaldırmacasına gittiğin gibi eyvallah demeden bir şarkının bitiş nakaratıymışçasına bir çığlığa binerek. Rüyalara, düşlere gitmek üzere […]
Yaşam
Hayat eskisi gibi değil. Kalem bile düz gitmiyor, ne yazacağına bir türlü karar verip bir şeyler yazacak zor oluyor çoğu zaman denk durmuyor. Bir şeyler oluyor bir şeyler duyuluyor bir şeyler görülüyor. Yerinde durmuyor. Bir koku artık genize sinmişliği ile bir ölmüşlüğü insanlığın. Geniz temizlenmiyor bir yerlere yerleşmiş gitmiyor oturup […]
Adam sesiyle dokundu: ”Uyuyor musun?”. Cevap hem sertti hem de ayağını denk al tonunda gecenin içine “Uyumadım”. Cevabı duyunca adam konuşmadı. Derin bir iç çekti o kadar. Karanlığın hafif aydınlığına tavana dikti gözlerini sustu. Uyku nerede? Kadın hıncını almamıştı. Adam üstelese parçalar mıydı bilmiyordu. Sinir içinde yaksa bir sigara gözleri […]
Gözlerin tanımıyorum seni. Kokunu bilmiyorum. Parmaklarının sıcaklığını hem de hiç. Bir an geliyor dokun bana ben buradayım hadi. Ses yok, bir his ben buradayım. Aynı şehirde bile olmayabiliriz, bilmiyorum dokunuyorsun. Karanlığın tam da en koyu yerinde bir ışık. Senden bahsediyorum. Ben mi? Sorduğun soru. Evet sen. Gecenin en karanlığında parlak […]
Gitmeden yok olmadan şimdilerde ölmüştür demeden binlerce yıl önce. Masalsı olsun. Soğuk karlı bir kış günü. Neşenin dibine vurduğu gecelerden birinde. Mahzunlaşıp anlatmıştı ölümünü. O kadar uzaktı ki. Gülerek içine cıvığından şakalar katarak, sulandırarak çarpıtarak hiç gelmeyecekmiş gibi. Yalnızlığını yalnız öleceğini. Korkudan gülünür ya, öyle gülüyordu. Hep korkmuştu yalnızlıktan yalnız […]





