Döndük Geldik Sayın Merhaba

Elim tutuluyor gibi, bir şeyler yapmak istemiyorum, depresyon gelmiş oturmuş kucağıma masal anlatıyorum. Hissediyorum hayatla bağlarım kopuyor, pek umursamıyorum da kopuşuna bağlarımın. Babam kapıda odanın kapısından bakıyor alıp ta gitsem mi? Ben de peşine gitsem mi diye düşünüyorum. Yüreğim kaldırmıyor artık, ağırlaşmış bir telefon çalışında içeride bırakılan telefona koşmayı bile zul sayıyor protestosu göğüs ağrısı. Bir yokuş çıkışı beş metre de durarak bitmeyen bir elli metre. Bir şeyler oluyor, olmaması gereken olmayacak denilen zamanlardayız, oluyor. Daha ne bekliyorsun? Bir telefon yarın diyor, yarın sabah kız kardeşim, canım.

tekrar merhaba

Gidiyoruz. Yine tıkamışız her bir tarafı tıkanmaz diyoruz ya, kendimize bakıyoruz, yemiyor, içmiyor, dikkat komutunda yaşıyoruz ya, her şeyi yine de başaramamışız tıkanmış, bizi de alıp götürecek. Küçük, büyük, ortanca dünyamız çok güllük gülüstanlık ya, ondan da değildir zaten bu tıkanıklık. Suç tıkanmasında havlu kağıt, havlu mu attık atmayın dedikleri halde, ne yaptıysak yaptık tıkadık işte hem de tam dibine kadar. Kapısında yüreğim eşim, kızım, kardeşim, bir el sallayış. Az kalmış daha listesini bile yapmamışken, tamamlamamışken listesi bile yapılması gereken elli, yüz, beş yüz, bin kaçlıksa ölmeden önce yapılacak şeyler, görülecek yerler, yenecek, içilecek, tadılacaklar listemiz sayısı daha kesinleşmemiş askıya bile çıkmamış. Alınacak nefes sayısının bile sonuna gelmişiz. ANJİO…

Kapıda yine o bakışlar, canlarım oralardalar, karım, kardeşim, canım kızım, ablam, dostlar, bir rahat nefes, hoşgeldin. Yeniden belki biraz daha zor bir başlangıçla başlıyoruz, taka eskimiş babamın değimiyle rektifiye tamamda, metal yorgunluğu hesaba katılmazsa, işte öyleyiz bundan sonra. Hadi eyvallah demeye vakit bulamayıp gidiyorduk yine olmadı, döndük geldik sayın, MERHABA.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir