Her Gün Yeniden Başlayan Aynı Gece

Her Gün Yeniden Başlayan Aynı Gece

Geceydi, gençtim. Islanmıştım. Yağmur, her zamanki gibi benimle uğraşmış ve yine kazanmıştı. Gecenin daha başlangıcıydı, önünde uzun bir zamanı vardı. Rüzgârı da yanına almıştı.

Masanın öte yanında, geç gelmiş olmasına rağmen bekletmekten zevk alan o kendinden emin bakışlar… Hiçten bir nedene kadar uzanan bütün cümleleri aynı anda, birçok dilde söylüyormuş gibiydi. Hangisini istersen öyle anla der gibiydi gözleri. Ben dediğimi söylüyorum, sen bilirsin diyen bir bakış.

Zaman, ucuz alınmış güvercin yemi gibi dökülüp saçılarak geçti. Çabuk bitmesin dileği daha yetişemeden akıp gitti. Yine de kısa geldi. Yetmemiş olması, burun direğinde ince bir sızı bıraktı. Gökyüzü karanlıktı, yıldızlar yoktu. Yağmur, bulutlarla birlikte hepsini saklamış olmalıydı.

Gecenin sonunda, Kış Bahçesi’nde bir bankta ıslanarak, hiçbir sorunun cevabını alamamış olmanın hafif çakırkeyifliğiyle sabahı beklemek… Sonra her gün yeniden başlayıp aynı günleri yeniden yaşamak.

Şimdi çok eskide kaldığından masal gibi, efsane gibi. O gecelerden birinde yanına gelip bir an oturmanın, belki bir dokunuşun, insanı nasıl ayakta tuttuğunu hatırlamak. Her defasında koluna girip taşıyan bir hatıra gibi. Bir melodinin “buradayım” diyen tınısı kulağa değdiğinde, yarın daha güzel bir anda dinlerim diye kendini kandırmak. Hadi bakalım, bu gün de bitti; yarın yine aynı olacak avuntusuyla…

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir