Kalemde Aynı

meksikali-siesta

Hayatın masalında anlatılanlar yaşananlara benzer yaşanılanları anlatır masallar.

Kazanıldığında küçük bir farkla kaybedildiğinde de küçük bir farkla yaşanır her şey. Kaybedilişin kaybedişin büyük olanı artık olmayacak artık yaşanmayacak yaşamayacak artık hiç olacak anılara yerleşip bir süre orda kalıp bir süre sonra masallara sonra o bile olmayacak olmaktır.

Kalem bile bunu böyle yazmak istemiyor bazen. Bazılar çoğalıyor birikiyor yazmaz yazılmaz oluyor zor oluyor ara sıraya ancak lara sığınılıp orada öylece.

Ruh hali de öyle güneş müneş boş ver gün ışığına lamba ışığına mum ışığına tahammül etmeyen bir migren hali krizi gibi bir karanlık bir sessizlik tutkusu hem de dibine kadar orada bir yorganın en dibinde kuytusunda saklanıp bir başka güne aya yıla on yıla yüzyıla kadar orada öylece kalma isteği.

Kalem de aynı o da kimse bana dokunmasın bir yerlerde kuruyayım kalayım belki müzelik belki bir korku filmi benzeri örümcek ağlarıyla kaplanmış karanlık ışıksızlığa bulanmışlık dokunulmamışlık.

Tek istek yüreğin esir alınması elleri kalkmış teslim olmuşluğunda bütün hıncını en dibine kadar yürekte biriktirilmiş nefretin en dibini en karanlığını en iğrencinden bir de yüreklendirilmiş kötülüğüyle hırçın acımasız duygusuz aç bir eziyet etme hınç alma bir korkutulmuşluğun izinde parçalanmadan bir yerlere çöreklenip bir Meksika şapkası altında uzunca bir sessizlikle bir soluklanma siestası.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir