Çoktan Kaybedilmiş Masumiyetler

Kışın bir yerinde, bir leylek gitmeyi unutmuş kar altında. Bir çiçek bahardan kalmışlığında daha kurumaktan vazgeçmişliğiyle. Bir gökyüzü griliği boş vermiş yaz günü edasında parlak. İnsanın ruhu böyle bir halde yakalandığında utanır büzülür kuytulara siner sessizliğe karışıp kaybolmaya çalışır üstüne bulaşmış karmaşıklığın kamuflajıyla.

Kış bakışı

Bir şeyler olması gereken şeyler en azından birazı olmamış. Eksik var.

Şairlerde hep o ne eksikse onu söylerler.

“Belki de güzelim, şansım yok benim” diye çığlık çığlığa bir olur yazdıkları. Bilirsin onun durgun dediği suyun ne çalkantılı, anafor saklı olduğunu.

Kelimelere, cümlelere saklanmış onca şeyin birazını görebildiğinde içine çok azı işlediğinde anlıyor gibi olursun.

Yaz baharın kırpıklığı üzerinde gece söylenen kelimeler dudağa gelmede ay çıkmış, kırılmış incinmiş birileri pembe bir otomobile doluşup gidiyor olmuş. Çoktan kaybedilmiş masumiyetler, el yordamıyla bulunur olmuş duygular iadesi olsa getirseler boşalmış kaplarını bile hepsini alın gidin bende çok var günleri, gece telefonlarını fısıltılı nefesleri dost yaraları hepsi sırtta, kıyısında yürünen uçurumlar, gözde saklı ışıklar damlasında yanık izleri gözyaşlarında.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir