Yarım Kalan Seanslar ve Evrenin Fiziği

Evrenin Fiziği

Sığınılacak o kadar yer kalmadı; fizik bir yerde, tutunulacak yer… Her denklemin, her karşıtlığın, her olmazın, her olanın bir hesabı, bir sorgulaması; olmadı bir, ispatlanamamış bile olsa, bir aklın ürettiği bir teorisi mutlaka vardır. Olmadı kurulur; ele kağıt kalem alınır, “Oluyor mu, olmuyor mu? Eldekiler ne, ne lazım ele, nereye bakmamız lazım? Olmadı nerelere bakalım?” Sedir altı terlik araması: Önce ayakla, sonra bakarak, sonra elle… Bulamadın, “Kim aldı? Kedi kaptı. Nereye gider bu yahu”lar… Yine de fizik.

Psikoloji bu kadar yoğunluğu pek doyurmuyor, boş boş aranıp duruluyor gibi gelindiğinde… Vazgeçmesi en kolay halde, sedirden fırlayıp “Buraya kadarmış,” nereye sorusuna bir sert bakış… Belki buraya kadar vazgeçmesi. Bitirilmiş artık, “Gelmeyin, siz tamamsınız,” denilen seanslar sonucu rastlaşmadık, hep yarım kaldı hikayeleri oranın da. Fizik bence; herşeyin sonu elbette var, sonlar sonsuzda gibiyse her taraf toz… Her gün temizliyorum bitmiyorsa toz, tozlar… Bitmeyen tozun en temizlenmiş haline yaklaşıldıysa sedirden kalkılıveriliyor; temizlik anca bu kadar.

Fizik burada kendisine bir yol buluyor elbet. Dünya yok; sizin olan bir dünyanız var. Yoksa size ulaşmayan, size dokunmayan, bilgisi sizin olmamış, gelmemiş, size dokunmamış başka dünyalar yok. Size dokununca, size ulaşınca bilgisi, algısı oluyor; sizden artık herşeyini alıp gitmişse yokluğa geçiyor yeniden. Amazon’da kelebek kanat çırparsa sizin için var, dünyanızda var oluyor; Afrika’da bilmem kim kabilesindeki adam için o hiç var olmuyor. Afrika’da kabiledekinin “hiç”leri arasında sizin bunca yıllık evreniniz, dünyanız da yok. On üzeri seksenüç parçacık sizin için var, bilgi sizin var olmuş; o yüzden on üzeri seksenüç artı bir, sizin için de yok. Sizin bir dünyanız var; dokunanı, ulaşanı sizin için var oluyor. Varlar… Mesela ben bir kalem ucuyla sizin oluyorum; siz bir kalem ucunun ucunda var olduğunuzdan benim için var olyorsunuz. Ulaştığım sürece var oluyorum; ulaşamadıklarım için daha var olmamışım.

Kundera böyle demiyor olsa da var olmanın hafifliği var; biraz hafif bir olay, varla yok arası… Sadece dokunabilmek bir yerlerden, yoksa yoksun.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir