Sırtımızdaki Tozlu Yükler

gecmisi-geride-bırakmak

Sabah kalktığınızda iyi gün dilekleri, falan filan… Sonra dünün hesabı: Ne oldu, ne verdik, ne aldık, ne kaldı? Bir bakkal hesabı yaparsınız; “Yapmam,” dediğinizde bile yapmışlığınız, yapıyor olduğunuz vardır. “Gelip geçti,” diyebilecek bir haliniz olursa, o başka bir yerlere gidiyor olduğunu gösterir. Dikkat; kütüphane dolmuş! Boşaltma kağıt kamyonu az sonra sizi ziyaret edip bütün ne varsa, anılarınızı filan çöp yapıp götürme halinde olabilirsiniz.

Hesabı bir başka noktaya, başka bir takvim aralığına aldığınızda “Geçmiş sizden alacaklı mı?” diye bir soru… Hafızayı sıfırlama, bir başka yoklama durumu pek kolay olmaz. Soru gelince adisyona bir göz atma refleksi… Hemen refleks, tam da adı bu, orta yere çıkar.

Sizi ilgilendirir; alacak, borç, hesap sizindir. Ödeme, alacak sizin… Sadece yüreği bir yerlere taşımak biraz daha kolay, biraz daha zor… Bir de artık önünüze konanı çalakaşık mideye taşımaktan önce bir bakmak, bir yoklamak gereği artık hayatınıza, hayatınızın sofrasına konur.

Sadece size ait olmaz; sizin içinde, içinizde ne varsa onları bir ortalığa döküp yeniden daha temiz kaldırmak gereği… Varsa atılacak, hani “Dursun, bir zaman olur yarar,” düşüncenizden vazgeçilir olmuştur; uyarsınız bu karara.

Bir şeyleri taşımak artık yormaktadır. “Neden sırtınızda bu kadar yükü daha öncesinde bırakmadınız?” pişmanlığı… Çabucak öyle, tozunu çırpmaya bile özenmeden, bir an önce, daha yanaşmadan, el yordamıyla bırakıp arkanıza bile bakmadan…

Hayat hesap makinesini hep elde tutuyor olsanız bile, yapmadığınız onca hesabı yeniden, yeni baştan bir daha yap, kontrol et, sağlamasını yap haline sizi taşımaz.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir