
“Yalnızlığın adını sen koyacaksın gittiğinde, giderken,” dedi kurbağa suratlı. “Gidecek miyim bilmiyorum,” dedi kadın. “Gitmesine gideceğim; sen gönderebilecek misin? Yoksa hayatının bir köşesine beni koyup oturtup, sanki gitmemişim gibi benimle, bensiz, benimle yaşamaya devam edecek misin? Hep böyle bir şey olacak duygusu bende,” dedi.
Gitme demeli sana, diyebilmeliyim… Oysa tutulamayacak istekler hep bir ağrı olur, bir yerlere kurulur, oturur. Ayrılıklar güzel olmalı, güzel yaşanmalıdır. Hep bir olmazlık vardır içinde; patlamaya hazır bir bomba var gibi… Ayrılıklar hep bir yıkım haline dönüşür. Yıkımın hep gidenle, kalanla ilgisi olmayan bir yükü vardır. “Ayrılıklarda yükü hep karşı taraf taşısın, bana ağır gelir, geldi,” duygusu… Hep olmaması gereken kelimeler; “ama”lar, “fakat”lar… “Kolayına gelir savunmak kendine bile,” der kurbağa suratlı. Yaşamak kolay değil tabii; hep ayrılanların birbirinden aldıkları kadar, alamadıkları, götüremedikleri de vardır. O gitmeyen, götürülemeyenler ortalığın sakinliğini bozar.
Kadın bir şeyler söyleyecekti, vazgeçti. Önceleri ne olduysa kararını değiştirdi. Kurbağa suratlının gözlerine baktı; öyle kurbağaya benzer bir hali yoktu gözlerinin. Nasıl anlatacaktı bilmiyordu, daha dikkatli baktı. Sanki içinden binlerce duygu birbirini iteklercesine ardı ardına geçiyordu. Hepsini söyleyecek cesareti, anlatacak gücü yoktu. Sadece dedi: “Sana neden kurbağa suratlı dedim? Kurbağaya benzeyen bir suratın yoktu. Hep öpüldüğünde prens olacak bir kurbağam olsun istediğim oldu; bir prensim oldu. Korktum isteyerek öptüğümde bir prens olup başkalarının da prensi olacağından… Kurbağa kal istedim, paylaşmak istemedim seni. Sen benim prensimdin; kurbağa olarak kal, başkalarıyla paylaşmayayım diledim, paylaşmadım. Giderayak bile seni istekli öpmek çok istesem de korkum hala var. Sen benim kurbağa suratlımsın, prensimsin; sadece benim prensimsin.”
Ayrılıklar hiç güzel olmaz, olmadı. Bir dolusu öptü, prens olmadı, olamadı. Gittiğinden beri bir yeri hep vardı, orada kaldı; hayatının her yerinde vardı.
