Hayatın inişi yokuşu… Çok gençken yokuş umruna bile gelmiyor; yaş alınca birazcık yokuşları, tepeleri, dağ inişleri vadi sayıp geçtiğin her adımı sayıyorsun. Yaş almak böyle bir saplantıyı yanında getiriyor olmalı. Bir de aklında olanı bir tutabilsen, yerinde dursa; herşeyi o kadar dert etmeyeceksin. Hep yapamadıkların aklında gibi; hepsini hatırlasan, yine […]
Yaşam
Pat diye orta yerden girilen bir konu bu anlatacaklarım. Pek ilgi duyulacağını da beklemiyorum. Olgunlaşmamış meyvelerin yaptığı karın ağrısı; dert bile edilecek durumu yok, bahar olur öyle şeyler. Evet, bu insan olunca; daha doğrusu kendisini birilerinin anlattığı, beğendiğim mağara çağında kalmış kafasıyla yaşarken kıyafet giydi, yedi, içti diyerek kabul görmüşlüğü […]
Neden bunca çaban? Ne kazancın var? Beğenilmek… O da değil. Beş benzemezli bir kafa… Sende niye zorluyorsun bir şeyleri? Neden seni huzursuz eden ne varsa sende kalsa? O kadar soru, o kadar sorgulama sadece senin olsa… Bir yerlere, bir şeylere, özellikle “insan” denen makinanın bir yerlerine çomak sokmasan mecazen; yoksa […]
Yine aynı yere geliveriyoruz; dünyayı seviyoruz, o başka bir yerlerde temiz olsun, temiz dursun… Beş dakika “anne terliği” eğitmesi, “Yeni sildim basma!” bağırtısı… Hemen kirleniveriyor; daha temiz olduğunu görmeden, mürüvveti aranır gibi “Bir denk dur, bir yerinde dur,” yalvarması bizimkisi. Hani eskiden “yaramaz” derlerdi, şimdilerde “afilli” kelimeler türetilmiş çocuğa; aynı, […]
Yürümekten yorgun bacaklar, gözler… Ne düşündüğünü anlatabilir bir halde aynı yerde duruyor olmak, aynı yerde dönüyor olmak; nefes almak, nefessiz kalmaktan korkmak… Ya olursa, ya varsa, ya korkular? Hepsi bir şeyleri bitirmek için varlar. Onların varlığı bitmeyi getiriyor bile olabilir. Bitmez, bitmez; içinde bitmenin var olduğunun korkusu, kelimenin. Yola çıkılmış […]





