Bir dramdır; anlatmayacaklarım. Anlatmayacağım. Anlatsam, anlamayacak olanlara benim anlatacaklarım “vah vah, öyle mi, çok üzüldüm” demelerine katlanamayacağım; yine de anlatmayacağım. Nasıl olsa dinlemeyeceksiniz. Kadın çocuk tecavüzleri o kadar yaygın, kadın ölümleri o kadar olağan, o kadar alışık olunduğundan duygu bile üretmeyeceği üreme organları; eski batıda, Amerika’nın eski batısında filmlerde görürüz […]
Yaşam
Hava soğuk bana göre tabii, güneş ortalıkta yok. Kafa başka türlü bir çalışma temposunda başlıyor; şöyle böyle, şu neydi, bu nasıldı… Mekanik pek parlak değil, kimya hiç değil. Soba bile zor yakar halde; “yanmaz artık” dedikten saatler sonra alev alması da bilmemenin kanıtı gibi. Olmaz dediklerin olması, olur dediklerin olmaması; […]
Bir bahar sabahı bende bir korku var, kimsede kalmamış olmalı ki ben kazaklar kabanlar, onlar t shırt şort, neyse bir kaç kişi dışında henüz denize gireni pek yok. Bir taraftan da kıskanıyorum, ne yalan söyleyeyim, bir şeylerden, zatürreden misal, korkmadan yaşar olmayı. Kıyı nın biraz üstünde bir masa, masa bizim […]
Özlememiş olmayı çok isterdim; söz verildiği gibi olmadı, olmuyor. Birbirimizi özlemeyeceğiz, değil mi? O kadar kolay bir baş sallamasıyla kabullenmeydi; olmadı, olmuyor. Sonra içini kemiren o duygu olarak yerini alıyor. Bunu böyle umursamaz bir tavır takınarak anlatmak bile kolay değil. Başını koyduğu yastıktan zor çevirerek o kadar söz aldı ki… […]
Her anın bir değeri, bir bedeli ve bir nedeni vardır. Önceden, çok önceden hazırlanmış; “tam cuk oturdu” denilecek diye planlanan anların ve zamanların çoğu nedense hep biraz kayar. Bir türlü tam olması gerektiği gibi olmaz. Olsa bile istenildiği kadar kusursuz değildir. “Cuk oturdu” dediğimiz anlar nadiren gelir. Bazen biraz oturur […]





