Beyninin boş yerlerinde onca olmazlık cirit atıyor; o kadar boş yer olması ciritlerin bir yerlere denk gelmesine engel, o bile bir sevinme onur hali. Nasıl, ne, nerede, niçin? Beş N bir K gazeteci hali; sorgulamaların hiçbirinin denk gelmiyor oluşu o boş, çok boş yerler… Elbet biliyorum nasıl denk getirebildiysem. Kelimelerle […]
Yaşam
Zamanları ortadan kaldırıverin; kaldırın, bir ucundan tutun, kaldırın, devirin sizin olanları öncelikle. “Ben hiç olmadım, ben hiçim,” demeden “olmadım, var olmadım”a gelin; orada kalın bir an. Denir ki, derler ki… Netleştirdiniz bunu o zaman; sizin, siz delinin bu dünya için ne kadar, ne dersiniz? Geri dönmeye kadar orada kalın; hayalini […]
Kalemim ishal oldu; olduk olmadık yerlere bırakıyor. Üstelik ne zaman, nereye denk geliyorsa… Bir de kusmak, bir hıçkırık üstüne sürüklüyor bir yerlere; kapı diplerine, ağaç altlarına, nereye olursa tutamıyorum. Bir ısrar, habire çızıktır. Artık arsız bir çocuk hastalığı azmış; üstelik öyle huysuz, denk duracağı pek olmaz halde. Aklına ne denk […]
Günümüzün en güzel, en çok ardına saklanılan bir söylemi var; çokça kullanılır. “Beni taşlayacaksanız en günahsız, en temiziniz ilk taşı atsın.” Tabii kimse taş atmaya kalkmaz, kalkmaz zannediyorsunuz; hemen hepsi taşlamaya başlar, taş yağmuru… Tabii söyleyen mevta. Nedeni basit; artık kimse temiz olmadığını düşünmüyor. O kadar basit. Bütün eller temiz. […]
Ağzına en çok, en çok beni sevdiğini söylemek yakışıyordu. Gözlerimi kapatıyorum; artık yoksun. Yaptığım şey seni unutmak olması lazım, nedense unutamıyorum. Daha fazla kalmak istemeyen bakışların… Bir camdan sen elveda demek istemeden, elveda bile demek istemediğinden bakıyorsun son defa. O bakış bir yerlere kazınıyor. Bir an, o an çoktan geçti; […]





