Evden Çıkmama Bahanesi

Evden Çıkmama Bahanesi

Bazı zamanlar, "bazı zamanlar" değil; lafın gelişi öyle söylenir ya, çoğu zaman... Hava, o ayrı bir engelleme ardına saklanılacak; olmuyor bak. Rüzgar, fırtına, yağmur çok; güneş çok, soğuk çok, sıcak... Nefes bile alınacak bir hava değil. Laf çok engel sayılınca, yolun üstündeki çakıl taşı da engel; ardına geçip evden çıkmamak için bahane hemen kolay bulunur yüzlercesi. Arayınca, aramadan ortalıkta eline ayağına denk gelir; bahane bulup evden çıkmama haline hop, kapa gözleri de değil; gözler fıldır fıldır tavanda gölge saymaca.

Bir korku hali değil; bir yerlere dokunmama, bir yerlere gitmeme, gidince saklanma, görünme; görünsen bile hatırlanma, selam alma verme... Bir kör, bir sağır; nasıl olursan. Tiksinti, o da yok; sadece kapan içine, orada kal. Evden dışarı çıkma; ne oluyorsa tembellik... Tembel hayvan da aynı kafa mı? Tembellik de hayır, o da değil. Sevmeme; seviyor olup sevmeme, hiç değeri yokmuşçasına... Nasıl derler; "Bırak böyle kalsın." Bütün sinyalleri kapat kaptan, kırk öyle istiyor, emir öyle; Saygonlular geçip gidene kadar aynen o kafa. Anladın mı Mr. Spock?

Kapanıyorsun sayfalara... E, telefonda bir şeyler; sanki sen çıkınca hemen her şey başka türlü olacak. Dokunmama durumu içinde bir yerlerde sinsi... "Depresyon" derler mi? Desinler, umursamaz artık, geçti. Bak nasıl; Karatavuk Türküsü dinlemek, o girebilir içeri. Çıt yok. Kedi de yatabilir göğsüne. Bak ne güzel çalıyor eskilerin; yenilerde bir çatlaklık, eski seslerin yenilerinde bir aksama... O bile nereden çıktı, ne güzel neşen yerindeydi.

Al eline boşvermişliği, vur gitsin duvara; evden çıkma. Çık diyen mi var?

Bu yazıyı paylaş

Facebook X Threads LinkedIn
#Genel