Kahve Sohbetinde Birden Değişen O İnsanlar

Kafa biraz gider oldu kuantum filan, yine öyle bir hikaye... Gözlem filan, kafanızı iyice bulandırmamalıyım. Soruların cevaplarını doğru, dosdoğru olarak alınca üstelik baktığınız yerde değilim. Beni boş verin... Birisine sorduğunuz soruların cevaplarını doğru, dosdoğru söylüyor bile olsa genelde sorduğunuz sorular daha yeni tanışma, bilme, öğrenme... "Nasılsınız, kimsin, nesin, nerede okudun, nerede yaşıyorsun, nereden geldin, nesin?" gibi tanıma, tanışma soruları olduğundan pek yalan (eğer gerekçesi yoksa) pek yalan da olmaz zaten. Yine de olması gereken yere baktığında, orada olsa bile gördüğün o değildir.
Yıllar sonra... Yıllarda bir başka ölçü, zaman sonra, zamanlar sonra... Biraz derin bir ilişki, derin bir bakma olursa... Yani farklı bir anda, farklı bir ışıma diyelim, aydınlatma, aydınlanma... Bir kahve sohbetinde baktığın, orada olduğunu zannettiğin, orada diye sabitlediğin "O" dediğin o; birden başka bir tanımla, başka bir şey, başka biri! Bunu iyi ya da kötü, "Ben seni öyle bilmezdim," derken biraz kinayeli belki... Belki biraz daha dostça, yakın hissederek, içten, aynı sözcüklerle: "Ben seni böyle bilmezdim, bilemezdim!" dediğinizde...
Baktığımız, bildiğimiz yer onun yeri değilmiş. Sizin için de aynı şeyler olmaz mı? Biraz daha yakın olduğunuzda, biraz daha tanıdıklarında, tanıştığınızda, dost olduğunuzda, arkadaşken…
Yüzeyinde gözüken parlaklık, ışıltıyla... Altında yatan, altından çıkan silik, soluk bir hayatın izleri; hayatın yara beresi, her tarafında yaşanmışlığın kırılmışlıkları...
"Nasıl bilirdiniz?" sorusuna tam denk geldiğinizde... Baktığınız yerde mi?