Sabah Kahvesi

Giriyorum içeri camın kıyısına yerleşiyorum, boş benden başka kimse yok. Caddenin bir kısmı gözüküyor oturduğum yerden. Bir kahve söylüyorum sütlü, bol şekerli ben öyle içerim bilirsin. Gazeteyi açıyorum. Masaya yayıyorum gazeteyi. Bir koluma yatıyor gibi başımı alıyorum omzumla pazuma, ne pazu vardır bende değil mi?.Öyle severim gazete okumayı, onu da bilirsin.

kahve ve gazete

Gelip geçeni seyretmeye başlıyorum. Hava soğuk olmasa, korkmasam ciğerlerimden dışarıda oturup bu şehri solumayı tercih ederdim. Soğuk işte kimse suratını açmıyor. Hızlı bir koşuşturma, öyle de geçiyorlar. Hafiften bir Edith Piaf nerede göremediğim yerlerden kulağıma gelen, gülümsüyorum. Öğlen vaktine daha çok var. Kahve mi getiren kızcağız masada gazeteden bir yer bulmaya çalışıyor elinden alıyorum, gazetenin üstüne koyuyorum. Onu da biliyorsun severim gazetenin üstüne bir şeyler bırakmayı. Neyi, kimi yakalamayı görmeyi düşünüyorum bilmeden dışarı bakmayı sürdürüyorum. Demis Rousos Edith Piaf’ın yerine çalmaya başlıyor. Nereden bulup çalıyorlar bu kadar eski şarkıları? Sormuyorum. Sordun mu nazar değer sen derdin diyeceğim ama sen demezdin. Kim söylediyse aklımda kalmış söyleyen değil de söylediği. Bu şarkı La Paloma, onu söyleyeni de bilmiyorum, peş peşe eskiye götürüyorlar, taşıyorlar, gidiyorum. Kahvem soğumuş, kızcağız bakıyor bıraksam fincanı alacak gözü üzerimde, soğuk içiyorum kahvemi yudum yudum ağırdan alarak. Soğuk severim sen bilirsin. Kahvem bitiyor, gazetemi katlayıp koltuğumun altına alıyorum. Parayı ödüyorum köşedeki küçük masaya gidip çıkıyorum. Öğlene daha çok var. Havada soğuk .

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir