Ne Anlatmadıysa, Anlamalıydık

“Aşkları köyde yaşanır bilirdim. Okurdum. Okuduklarım o zamanlar Kemal Tahir, Kemal Bilbaşar, Yaşar Kemal, Orhan Kemal hep öyle. Oralarda mıncıklı dokunmalı aşklar yaşanıyor, şehirde geldi, istedi, verdiler sinemaya gittik bile yok neredeyse.”

Epey eskiye gitmiş olmalı araya uzunca bir zaman soktu gidiş kola gelişi biraz yokuş yukarı dik olmalı.

köy hayati

“Hasan Hüseyin Hiç adam öldürmedim amado

Babam da öldürmedi…

Anam da öldürmedi dese de hep ölür hep öldürülürler köylerde, ağıtlar dinleriz. Şehirde o zamanlar akşam yatıp sabah olmazlar. Sabah uyandığında gözleri şişmiş bir fısıltı bir sessizliğe davette var sesinde, kaybettik, kalp krizi.

Bunlar hep bana konuşulanın anlatılanın yaşanla hiç ama hiç uyuşmadığını hayatın senin dışında o küçük göz sınırlarının az bir şey uzağında başka bir dünya olduğunu o dünyanın kurallarının birini bile o toprağın habitatı olmadığından kafanda yeşertemeyeceğini öğretti.

Konuşulanı dinlersin yazılanı okursun. Konuşmadıklarını, yazmadıklarını anlamak için.”

Sustu. Ne anlatmadıysa anlamalıydık.

Televizyonda bir şair kadın, o kadar yaşlı da değil. : Gözlerimi bağlayıp alıp götürdüler. Önce dayak tabii hep olduğu gibi. İki gün sonra.

Sustu. Ne anlatmadıysa, anlamalıydık.

“Kaç gün

Kaç ay

Kaç yıl çeker bu senin riyo dö janeyro” diye de sorar Hasan Hüseyin.

Haziran kana bir fokurdama mı?

Tags:

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir