Hiçbir Seyi Merak Etmiyorsun Ben de Öyle

Oturuyorum. Nisan başı hava daha kendini kışta sanıyor olmalı ısıtmamış yağmur yağıyor ama damlaları kardan soğuk dokunduğu yeri yakıyor. Bir sütlü kahve söylemişim kitabım masanın üstünde bana bakıyor ikide bir hadi başla artık bağırtısı olmalı rüzgârda kıpır kıpır. Salaşa benzetilmeye çalışılmış trend bu olmalı ama bir türlü salaş yapılamamış bir adı da nasıl söyleniyor şimdilerde cafe öyle bir yerdeyim sigara içer gibi hani dışarıda oturuyorum soğuk ıslak.

havalar

Ensemde bir diken çiziği acısı, bakışların onca sene sonra bile yırtıyor. Dönüyorum sen.

Niyetin kaçmak değil, umursamadığını göstermek başka yerlere bakıyorsun. Sonra nasılsa kafanda ne varsa ne düşündüysen o an. Bilirim kararların birdenlik taşır, düşünülmüş gibi sonradan sahip çıkarsın. Tanıdık gelmiş olmalıyım, hani artık hayatından çoktan silinmiş olan o kurbağa surat bir anda neredendi acaba? Sorusuna takılı kalıp bir şekilde gülümsemeden masanın başına dikiliveriyorsun. Kitabı kenara çekip bozulsa da bana sana yer gösteriyorum.

Hiçbir şeyi merak etmiyorsun ben de öyle nasılsınlar bile daha önce nasıldın bilmiyorum bir değişiklik varsa da ben eskini de bilmiyorum ama yine de hani konuşalım soruları.

Senin bir insan savaşı verdiğini öğreniyorum. Vücudun bir Adolf var etmiş, fark etmişsin ama. Ama diye başlayan cümleleri sevmem bilirsin, unutmuş olabilirsin, bilirdin. Ve bir dolu organın işgal edilmiş, bir dolusu da Stalingrad savunması çoktan kaybedilmiş listesinde direnen. Bu savaş seni bir yerlere götürmüş, hunharca yaşamış olmaktan bıkmış, bir nefes almak için belki de. Otuyorsun karşıma, damlaları silmek için bir mendil çıkarıyorsun çantandan. Yağmur yağıyor. Ne içersin?

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir