Havadan Sudan

Hava lodos. Aklım karışıyor.

Dışarı çıkıyorum. Kabanımı kapatmış. Başlığımı takmış. Sıkı, sımsıkı sarmalanmış bir halde çıkıyorum.

Bir ilk bahar sabahıyla karşılaşıyorum. Zamanı değil. Erken gelmiş. Hayırdır?

Böyle zamanlar mahvetmişti şairi.

Beni de böyle zamanlar mı mahvedecek korkuyorum. Yolun yarısında kabanın önünü açıyorum. Başlığımı cebime tıkıştırıyorum.

Çıkarsam mı kabanı?

Bu kış sabahında böyle bahar.

Benim kafamın karışması o kadar da önemli değil..

Bakarsın bir parka gider , bir banka oturur ,eskilerden bir ıslık bulurum dudaklarıma yarım yamalak , onun ritmi mi beni sallandırır , sallantımın ritmi mi ıslığı bozar , efil efil bir bahar rüzgarına kapılıp eski zamanların birine bir yaprak gibi uçarım. Hani hafiften gül bahçesinin beni çağıran sesi de gelmiyor değil kulağıma.

Ya ağaçların kafası karışırsa?

Tomurcuklanmaya kalkarlarsa benim gibi onlar da zamansız.

Vay halimize önümüzdeki yıl meyve ateş pahası.

Kafamın bir köşesinde Kuğulu gel gel diyor.

Bu bahar sabahın da işin ne başka yerde?

Uymayın bana,,Nezlesi gribi var bu kafa karışıklığının sonunda. Kabanınızı kapatın iyice olmasa da. Rüzgara dönün arkanızı yürüyün. Nasıl olsa eski zamanlar gelse çoktan gelirdi.

Bakmayın Lodos’a.

Önce hafiften eser böyle. Sonra en öfkeli sevgili oluverir çarpar, pencereyi kapıyı. Ardından gözleri damla damla yaşlar dökmeye başlar sizi kandırabilirse. Sonra bir fırtına yüreğinizi korkuturcasına bir gök gürültüsü.

Geldiğine mi pişman? Sizi gördüğüne mi bilinmez bir sel, bir fırtına, kara bir gök yüzü.

En iyisi kanmayın. O gidene kadar ılık bir yer bulun kendinize yeni bir sevgili gibi.

Gidene kadar çıkmayın.

Yoksa vay halinize…

Tags:

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir