Haber Verir

Oturmuş denizi ayaklarının altına almış tepeden hem denizi, hem gökyüzünü seyrediyordu. Yanına sokulduğunu duymamıştı.

– Fırtına çıkar mı dersin? Hava kötülüyor gibi.

İrkildi sesi duyunca sonra iyice dalmış olduğunu fark etti kendisinin de. Biraz şaka biraz iğne belki de biraz geç gelişe bir laf çalış. Cevap verdi:

– Adamım hiç de senin dediğin gibi değil. Rüzgar sertleşti biraz ama onu tabanının düzlüğüne verelim. Bak tepede yıldızdan ol ne var. Fırtına olacakmış. Ağzından yel alsın.

Yanına çöküp oturdu. Neden geç kaldığını anlatmadı. O da sormadı inadına. Epey sonra lafın hiç o taraflara gelmesine imkan bile yokken kestirmeden dalıverdi yine:

rüzgarlı hava

– Bazı zamanlar sana da olmuştur. Bir tedirginlik çöker yüreğine, bir şeyler kaçacak olur hayatından, yitirilecek bir şeylerin haberi sana gelmeden yüreğine oturmuş olur. Öyle zamanlarda uyku tutmaz olur, uyusan bile bir gözü açık tavşan uykusunda olursun. Hani Hıdırellez de her şeyin durduğu seslerin bittiği anda dilek tutmak için beklersinde tam o an dalar gidersin dalıp gittiğini de sabah olup hiç o an gelmeyince daldığın ana yorarsın ya.

Anlatacak ya konu uzasın mı istiyor? Konuya bir türlü varamıyor mu? Toplamak için olsa gerek susuyor bir süre. Rüzgar biraz daha hızlanmış, dalganın sesi oralara gelir olmuştu.

– Uyanık kalamazsın, tavşan uykusunda öteki gözünde bir an gelir kapanır. Uykun kaçmıştır, kaçanın senin uyuduğunu sanıp kaçış için sessizce kapıya gittiği görür uyur numarasına yatıp ben uyurken kamçı gitmişe yatarsın sonradan. Ya da yastığının altından avucundan çalınıp giderken bir şeyler yüzleyemezsin yastıktan kafanı çekip, avucunu açtığın olmuştur.”

Kalktı oturduğu yerden. Yanındaki de onu görünce dikildi ayağa üstlerini şöyle bir çırpıştırıp ağır ağır yokuş aşağı yürümeye başladılar.

– Bu rüzgar, fırtına, gökyüzü filan yani tabiat var ya. Ne seni benim gibi uykusuzluk çeker. Ne bizim gibi uyuma numarası yapar. İşaretini verir şimşeğini çakar, rüzgarıyla ortalığı bir toz dumana koyar ben geliyorum der gelir. Geliyorum deyip gelmemezlikte etmez. Önce iri bir damla burnuna düşer kaçtın kaçtın kaçamadın ıslatır.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir