Bir Oyun

Beyin oyununu çok basit oynar, beyaz diye gördüğün siyahlar, siyah diye gördüğün senin de sonradan fark ettiğinde şaşırdığın beyazlar vardır. Ve fark edemediğin beyin oyunları senin dünyanın senin bildiğin yuvarlaklıkta olmadığını da hazırlamış olabilir.

Vardır seçimlerin anlatamadığın, sen anlattığını düşündüğün halde anlaşılamayan kararların, saatlerini şaşırdığın buluşmaların, vakitlerini şaşırdığın hazırlanan yemeklerin, neredeyse acaba dediğin yaşanmışlıkların, rüyamıydı dediğin gecelerin, kabus dediğin gündüz hayallerin. Beyin düzeltir mi? Boyar mı renklerini yeniden? Sonuçlarını değiştirir mi? Siler mi yaşanmamışcasına toptan günleri? Sağlıklı bir beyinde olur mu bunlar? Oyun oynar mı beyin? Olmaz mı?

Aynı masalı dinlediğin çocukluğunda aynı anlatılmadığına isyan ettiğin masalları düşün. Masal anlattığında yatağında isyanla seni düzelten o genç dimağın sana uyarılarını düşün. Üç kardeş, beş cüce, yedi atlı arabaların düzeltildiği masallarının düzeltilmesini düşün. Karıştırdığın telefon numaraları, aynı şifreleri defalarca girip giremediğin hesaplarının telefonda düzeltilmesinde kedinin adının birinci ve üçüncü harflerinin nasıl yer değiştirdiğini, bunun korkusunu düşün hatırlayamadığının korkusunu. Kış gecesi anlatımlarında sivrisinek savaşlarının nasıl araya karıştığını, onun üşünülmüş bir yaz gecesi olması gerektiği konusunda senin nasıl beynince ikna edildiğini. Bir terk edilmenin cenazesinde, taziyesini hatırladığın bazı önceden gidenlerin varlığını o cenazede. Düşünme istersen. Oyunu oynayan o beyin tam sen düşünürken… Olur a yine taşların yerini değiştirirse arkanı döndüğün anda bir an. Bir an tam kazanacağım dediğin bir oyunun kesin kaybedeni olmuşluğunu fark edersen. O taşın ne zaman oraya geldiğini, senin taşlarının ne zaman yendiğini yenilgiyi kabullenmekten daha fazla ne olduğunu anlayamamanın devirmesiyle taşları devirdiğini, içinde isyan olduğunu yine mi isyanı. Dedim ya oyun olabilir.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir