Bir Dilim Zaman

Bir büyük somun, bir büyük lokmadan büyükçe bir şey çok büyük, yiyemiyoruz bölüyoruz önceleri gelişigüzel bir büyük, bir ortanca, bir küçük, bir kısa, bir uzun sonra ölçerek yıl, ay, hafta daha da bölüyoruz gün saat dakika, ben saniyeli saatlerdeydim, televizyonda saliseleri, daha da küçükleri anları. Tüketilecek her şeyin bir pazarlanma paketi olur. Zamanın da artık her yerimize sızmış paketleri vardır vitrinlerde, hayatın vitrinlerinde.

zaman

Elimizde paketimiz “yarım saat oturup gideceğim” nasılsın?, “Beş dakika uğrasan, bir merhaba desen” annem kapıdan çıkarken elime paketi tutuştururdu. Sonra tartamadığımız kadar büyük paketlerimiz bir köşesinde hayatımızın dururlar ömür boyu, tozunu almayı unutma, üstünkörü yerleştirilmişte değillerdir. Bir bakış, o köşede duran bir anlık nasıl derler salise bile değil ama çok ağır kaldırıp bir yerlere koyamadım, bir ağır sorma kalkmıyor, antika artık çok değerli o köşede durup duruyor işte. Bir gülümseme yatağında son nefesten az önce oda antika büfenin üzerinde yerini almış bir anlık, bir el sallayış dönüşü olmadığı bilindiği için kaç sağ kaç sol tarafa değil kıvrımında saklı ellerin, ya avuçlarına sakladığın o el tutuş bir yerlere bırakamıyorsun. Ya o sözler bir hoş geldin, bir güle güle. Zamanı salam dilimleri gibi bölüp koymak, bir biri ardına önce sonra harcamak hızlı, çabucak alabildiğince “ne çabuk geçti zaman saat kaç olmuş bak” larla biten tükettik işte kaldır boş tabakları anlatısıyla biten. Sonra yeniden olur mu? Aynı şekilde tat alabilir miyiz denemeleri, başka bir tat ama aynısı olmuyor, tuzu mu eksik?

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir