
Günümüzün en güzel, en çok ardına saklanılan bir söylemi var; çokça kullanılır. “Beni taşlayacaksanız en günahsız, en temiziniz ilk taşı atsın.” Tabii kimse taş atmaya kalkmaz, kalkmaz zannediyorsunuz; hemen hepsi taşlamaya başlar, taş yağmuru… Tabii söyleyen mevta.
Nedeni basit; artık kimse temiz olmadığını düşünmüyor. O kadar basit. Bütün eller temiz. En temizi benim elim. Daha yeni temizlendim. Kirli olan hangi iş var ki?
Algı artık böyle işliyor. Temiz eller. Dokundum mu? Evet. Neden dokundum, neden bulaştım? Sadece ben miyim? Hepsi yaptı. Herkes yapınca iyi de ben yapınca mı? Ne olmuş bir kereden, birkaç kereden, bir sürü kereden… Bir şey olmaz kafalar bu savunmalarla zaten sıvanmış, porselenleşmiş; kir tutmaz hale gelmiş, getirilmiş. Zaten geliyormuş, çok istemiş; bunları bulunca bunlarla bir tuz ruhu, çamaşır suyu, deterjan yanında duramaz bile. Öyle bir temizlik.
Ellerime bakıyorum; annemin “Git ellerini yıka, iyice temizle, sokaktan geldin hadi bakayım,” dediği durumda. Siz de bakın; bakın, içinize de bakın çaktırmadan. Elleriniz ne kadar?
Haa, eli temiz olmayan var mı?
Az önce yazdığım savunma cümlelerinin bazılarını, birkaçını, birazını; olmadı çoğunu, hepsini kullanabilirsiniz. Utanmayın, sıkılmayın; temizlik güzel şeydir. Temizsiniz.
“Ayy bu kadar kir nereden gelmiş?” demeyin; sokaktan geldiniz, o kadar kir olacak.
Yaşadığımız haller hep bu. Birilerinin eli kirliymiş; dalga geçin, gülün. “Şunu yaptı, yapmıştı, yapardı, yaptığını duyduk, görmedim ama…” En yaygınına kadar dalga geçmek sizi bayağı temizletir.
Hamamdan yeni çıkmış bir haliniz var. Sıhhatler olsun.
