Öngörülemez bir zamana mı gidiyoruz? Yapılan bütün hesaplar, eldeki bütün verilerin yanlış ele alınıp ona göre yanlış bir yere doğru; yanlışlarla yanlışa gitmek, yanlışa varmak durumunda kalabiliriz, olabiliriz. Ne demek bu? Tavlada kapı almak gibi bir durum. Kapıları aldın, kapattın; zar atamayacak hale getirdin, eyvallah. Pes demediyse, toplamaya başladığında zarının hep senin istediğin gibi gelip; onun da zarı tabii istediğin gibi gelip, kırılmadan, taş kaptırmadan en başa gidip yeniden, yeni baştan, yeni atılacak zarlarla… Üstelik sonuç, son pula kadar, sen son pulu önce alana kadar devam ederse; buna senin nefesin ne kadar yeterse.
Ben, öngörülerin hesabını yapanların yanlış yerden bakarak, yanlış atlarla, yanlış mesafelere hamle yaptıkları fikrindeyim; dünya benim gibi bakmıyor olsa bile.
O kadar da değil; Lagard benimle aynı düşünüyor gibi. Yaptığı konuşmada yanlışların çokça yapıldığını, yanlış pozisyon alındığını düşünüyor; tıpkı benim gibi. Bir fark; ben sonun, kurumları düzelterek kurtulamayacağını, daha başka yapılaşmanın gerektiği fikrindeyim. Uyar uymaz; “Ben demiştim,” diyecek durumda da pek değilim.
Özellikle yönetici kadrolarının daha başka bir yapılanmayla, başka dinamiklerle; liyakat ölçümlerinin daha pratik, o kadar da seçici olması lazım diye düşünüyorum.
Ee, herkes ben değil; “Ağzı olan konuşuyor,” tarzı, benim de bir ağzım var. Dünya üzerine iki laf çok mu?
