Bildiğin Gibi

Bulutlar dolu, gözlerinde de indirdi indirecek. Puslanıyor hava, gözleri. Onca yılın özlemi, kahvenin arkasına saklanıyor yıllar. Masanın üstüne bir yaprak iniyor öyle sakin sallanarak her nedense havanın gerginliğini içine almamış, hiç dert etmeden ortada ki elektriği. Sesi unutulmuş, yüzüne yılların sayısından daha çok yoğun kırılmışlıklarının izi yerleşmiş gibi.

zaman ve yalnızlık

Oturduğumuz yerin küçüklüğü, sadece bizim bile kalabalık yapıyor olmamız demek. Bu kadar sessizlik yeter mi? Yetmiyor o yüzden konuşmayı masaya daha getirmiyorlar. Gelmiyor ne kadar ısmarlasak da. O da biliyor söylemese de yalnızlık insan oğluna yazılmış bir ilaçtır. Tadı bazı zamanlar içilemeyecek kadar acı olsa da saati geldiğinde şişenin kapağı açılır ve avucunuzun içine bir adet düşer. Su ile içmeyi akıl edemediğiniz zaman bile dilinizin üzerinden erken geçmesi için, acılığını tatmamaya özen göstererek hızlıca yutarsınız. Neyi, ne zaman, nasıl iyi edeceğini kutusunun üzerine yazmamışlardır. Günün hangi saatinde, aç tok, rakı üstü, altı da belirsiz.

Yanına ne alırsın? Çoğu belirsiz ama ne olmasa gider. Konuşulacak o kadar şey varmış gibi ama ne gözlerine ne de dudaklarına hangi sorunun önce sorulması ile ilgili bir karar inmediği için kararsızlığını piyango topu gibi çevirip duruyor. Bir kafa işaretiyle soruyor? Üniversite giriş sınavı kitapçığı gibi içinde onlarca yılın bütün soruları var. Nasılsın? Ne yaptın? Nerelerdeydin? Nasıl geçirdin bunca zamanı? Birlikte tanıdıklarımız ne yapıyor? Ailen nasıl? Hepsi sağ mı? Beni hiç düşündün mü? Özledin mi? Bana soru soracak mısın? Bazı şeyleri atlasam olur mu? Gecelerinde hiç aklına geldim mi? Değiştin mi? Nasıl? Neden? Ne hatırlıyorsun? Neleri unuttuğunu ben mi hatırlatacağım? Ne dinliyorsun? O eski şarkılarda ne buluyorsun? Beni hiç merak ettin mi? Hiç eskisi gibi yazdın mı? Yazarken ara sıra kafanı kaldırıp eskisi gibi beni nasıl anlatacağını tasarladın mı? Resim yaptın mı? Yaptığın da gezdiğimiz yerleri çok çizdin mi? Dolaştığımız yerleri dolaştın mı bensiz? Bensiz dolaşmak nasıldı? Göz yaşların oldu mu? Beni unuttun mu? Ne zaman? Ne zaman? Ne zaman? Devam ediyor dakikalarca sorular dudaksız. Gözlerinin içine saklanmışcasına.

Bütün sorularına uzun bir cevap veriyorum. Konuşmadan dudağımı bükerek. Bildiğin gibi.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir