Kafasını attıran, anlamadığı bir şeylere dayanmayan savunulacak tarafı olmayan yapılmış, akla yatkın olmayan sıkıntılı hele ona göre akıl dışı çok severdi her şeyi akıl dışı bırakmayı şeyleri anlatmak için kullanırdı “ B.k yemenin Arapçası” yapılana, söylenene, savunulana. “- O da ne öyle? ” diye sorarlardı bayramlık ağzını açsın diye. Direnirdi […]
Sabahı avuçladım aldım, kopardım dalından daha olmamış, ham kuşları uçmayan, ışıkları olmayan bir sabah. Bu sabahlardan elimde çok var. Isırılmamış, tadılmamış durup çürüyorlar bir yerlerde. Işık yok, gözler açılmamış, kahve içilmemiş sade şekersiz sütsüz koyu kupa dolusu, konuşmayı öğrenmemiş daha bu günlük. Havadan sudan konuşmuşluk. Kar yağacak gibi ıslak bir […]
Neredeyse hisseden robotlar yapıldı. Hissettiklerini yorumlayıp ne yapacaklarını bilmeleri kaldı. Ne yapacaklarını da bir emir gibi yapabilirler de insanlar gibi ne yapacaklarını bilememeleri gibi bir davranışı kazanamadılar daha. Kol bacak kalp nakilleri yapılabiliyor ama daha beyin nakli yok. Bilim oraya kadar gelemedi. Beyin nakli yok dediğim henüz insan ve memeliler […]
“Yalnızlık benim için değil” derdi, Yakıştıramazdı uzak olmayı kimselerden kendini, ömrünün her hangi bir yerinde uzakların çok yakın olmasına alıştığı yaşadığı hiç olmamıştı. Biliyordu yalnızlığı ağırlığını, acıtıcılığını. Kötü niyetle dolu kalbi olanların, kötü gözlü, kötü bakışlı kaşları çatık, çirkin suratsız kalp taşıyanların, nasıl hesapçı küçük kırıntılı ölçüle biçile sinsi zımpara […]
“Bir kocaman öykünün köşesine sığınmış biraz korku, biraz yılmışlık taşıyan bir bakış, omuzlarda düşüklük, bir bilinmezliğin yükü var. Kalabalık, sıcak bir öykü. Bir uzatılmış el alıp getirmiş öykünün içine sıcak dokunması kolay, tutulması istenen. Patikada yürüyordu, yemyeşil göz alabildiği kadar yeşil, uzaktaki dağların tepelerinde kar şapkası, durdu. Gözleri gözükmeyen insanlardan […]





