Oturmuş denizi ayaklarının altına almış tepeden hem denizi, hem gökyüzünü seyrediyordu. Yanına sokulduğunu duymamıştı. – Fırtına çıkar mı dersin? Hava kötülüyor gibi. İrkildi sesi duyunca sonra iyice dalmış olduğunu fark etti kendisinin de. Biraz şaka biraz iğne belki de biraz geç gelişe bir laf çalış. Cevap verdi: – Adamım hiç […]
Parkın tahta masasının üzerinde açılmış gazetenin üzerinde büyükçe bir tutam çekirdek, biraz uzağında çekirdek kabukları yığını. Masanın iki kenarına oturmuş konuşmadan çekirdekleri tüketiyorlardı. Neredeyse saatlerdir aralarında ses çıkmamıştı. Gitmeye niyetlendi. Avucunda tuttuğu çekirdekleri tekrar çekirdek topağına kattı. Gitmeye niyetli değildi karşı tarafta oturan bir sigara yaktı. Sessizliğini bozdu masanın. “ […]
Gazetesinden kafasını kaldırdığında bahçe kapısından içeri girdiğini gördü. Katladı gazeteyi masanın üzerine koydu. İçeri çay koymaya gitti. Nasıl olsa sohbet uzayıp gidecek, bol bol çay içilecekti. Sohbet uzadı gitti. “Her gidiş, her ayrılık bir bitiş değildir ilişkilerde. Bitiş olduğunu taraflardan en az biri biliyorsa daha gidilmeden, ayrılık başlamadan“ Sustu bir […]
Bazı zamanlar bir yerlerde oturup, insanları seyreder, moda yorumları yapar kafadan, resimler hayal eder çizmediği çizilmemiş, o an o dakika çizilse güzel olur birkaç saniye sonra güzelliğini toplar alır gider, tam da o zamana denk getirilmiş bir görüntüye takılıp kalır dakikalarca. İnsanları seyrederken aralarında Kuzuların Sessizliğinin Hannibal Lacter’larının bolluğunu hisseder. […]
Koskoca koyda bir ışık olmaz mıydı? Yoktu. Fenerinin ışığında kıyıdaki iskeleye doğru ilerledi. O zaman fark etti iskelenin en ucunda oturanı. Sigarasını çekişlerinde bir aydınlık suratında o kadar. Ay bulutlardan kurtulur gibi olduğunda yanına ulaştı. Elindeki şişeye dikkat ederek yanına oturdu. Hiçbir şey konuşulmadı epey bir zaman. Denizin şıpırtısına öyle […]





