Önce Elini Çekiyorsun
Okumak çok tehlikeli olmaya başladı epeydir. Okurken tam yokuş aşağı hızını almışsın yolun ortasında karşıdan gelen -dışarıdan gelen ses - filan da yok arka koltukta belki bir şarkı arada birbirinize…
Okumak çok tehlikeli olmaya başladı epeydir. Okurken tam yokuş aşağı hızını almışsın yolun ortasında karşıdan gelen -dışarıdan gelen ses - filan da yok arka koltukta belki bir şarkı arada birbirinize…
Şair mahur besteyi dinlediğinde ağlarmış, yanında Müjgan. O da ağlarmış. Birlikte ağlarlarmış. Şimdilerde mahur bestenin çok fazla çalındığı yok. Müjganlarda yok büyük ihtimalle mahur bestede ağlayan. Şairlerde mahur bestelere ağladıklarına…
Kulağına bir şeyler fısıldansa fısıldayan bu sefer ben olsam kandırsam seni. Kulağına fısıldadığım şeylere inanmasan bile ya desen ya öyleyse içinde bir kuşku olsa da yine de bu seferlik bir…
“Kanatlarının koparıldığı tüylerinin yolunduğu o karanlık sisli pis isli anlarda sırf sana destek diye kanadımdan bir tüyde ben vermiştim. Açlıkları susuzlukları kanına belki diner belki. Ne işe yarayacaktı bilmiyordum. Bildiğim…
Bir kırk ayağın bile ayaklarından bir kısmını yok etmedikçe bir yerlere gitmesine engel olamazsınız. Ki kırk ayağın adının aksine yüzlere varan ayağı vardır. Öyle bir iki iki de burada dörtle…
İnsanların başına bir şeyler gelebilir. İnsanın başına her şeyler gelebilir. İnsan beyni başına gelen bir şeyle öğrenebilir. İnsan beyni başına gelen her şeyle öğrenebilir. Beyinde bir yerlerin yanması bir şeyler…
Nefesin kuru gözyaşı daha değmemiş dudaklarına. Şiir gibi yaşanır zannediyorsun hayatı değil hiç öyle yaşanmıyor. Büyümüş annenin dediği gibi eşek kadar olmuşsun yaş kemale ermiş çoktan. Acılar binlercesini yaşamışsın daha…
Güneşten gölgeye kaçılır, öyle biliriz. Testiyi güneşe koymayı karpuzu güneşe bırakmayı öyle soğurlar öyle derler öyle de olur. Güneşe bırak soğusun. Buzdolabının çalışması da ısıyla. Çivi çiviyi söker. Bir şeyleri…
İnsanın hayatı olacak şeylerden çok olmayacak şeylerin olmasından geliyormuş gibi. Öyle olmayacak şey arka arkaya sıralanıp geliyor ki. Başkalarına sorulmuyor hiç olmayacak şeylerin olmasına öyle alışılmış ki öyle kanıksanmış ki…
Gece hep bir sessizliğin koynuna girercesine bir sokulurcasına ışıklardan kaçarcasına soluğun sesini dinlercesine kıpırtısız aslan ilerleyişinde parmak ucuna basarak gelir. Hep öyle gelir denilince istisnası az olduğundan hep. Yalnızlıkla beraber…