Hayatın Gidiş Yönü
Hayatın gidiş yönü. Gün gelir gün olur değişir mi? Değişir oldu. Hayat bir renkler karışımıdır. Bir rengi vardır. Bir renge çalar hep sizin hayatınızın bir rengi bir alacalığı bulacalığı bir…
Hayatın gidiş yönü. Gün gelir gün olur değişir mi? Değişir oldu. Hayat bir renkler karışımıdır. Bir rengi vardır. Bir renge çalar hep sizin hayatınızın bir rengi bir alacalığı bulacalığı bir…
Çok eski çok çok eski. Bildiğin gibi görebildiğin gibi hayat kısaldıkça kısalıyor. Gittikçe biraz daha yaz yağmurlarına benziyor. Ve ıslak toprak kokusu bile uzun sevdalara kısa kalıyor. Sevgi dediğin uçup…
Kafa karışıyordu. Yakınken akıl elini kolunu sallayıp ben geliyorum diyerek alıp başını çekip gidiyor gidene uzaklaşana kadar, geri dönmüyordu. Kafa karışıyordu o zamanda. Her şey yarım kalıyordu yarım oluyordu yakınken.…
Bana bir ip ver. Beni hayata bağla hayatı da umuda. Dayanmış omzuma bir baş, o zamanlar öyleydi sevgiler öyle başını omzuna yaslayarak yürek atışları dinlenerek anlatılırdı. Bir temiz sabun kokusu,…
“Bu arada şunu söylememe izin verin. Hiç kimseyi bağışlamıyorum” Samuel Beckett. Bağışlamak. İnsanın yapması mı yapmaması gereken mi? Bağışlanacak şey yapmak kime bağışlanacak söylemek istemeden söylemek mi? Söylemek istediğini söyleyememek…
Duygusala bağlamışız hayatı. Gidiyor. Duyguları ince ince iplik iplik hepsinin yollandığı tadına bakıldığı sayıldığı kırıkların zedelenenlerin tamir edildiği zamanlar onca! İçinde bir serinlik arasıra. Bir rüzgar, bir fısıltılı yel. İçlerinde…
Hafifçe kızartın galeta ununu… Binlerce kere aynı kelimelerle aynı yemekleri lezzeti hiç aynı olmayan bunun yağı mı farklı bunun tuzu. Günde öyle. Hep aynı. Özlemli uykulu sevinçli hüzzam kaçmış içine…
Kırmızıyı maviye bağlayan geceydi. İstenen hiçbir şeyin istenildiği gibi olmadığı yaşanan hiçbir şeyin yaşanılası yaşanmadığı altın madeni muhasebesi gibi gram gram dakikaların sayılıp saniyelerin geçmediği berbat bir gece. Kolu yakalanmıştı…
Yatıp kanepeye uzanıp taa eskilere en eskilere çocukluğa dönmek anlatmak anlatmak, anlatmak. Kolay. Çok kolay. Yaraları göstermeden fayların üstünden hop atlayarak bu tarafa bak oraya bakma anlatmaları, anlatmak anlatmalık olan…
Bilirsiniz, bilmezseniz de ben söyleyivereyim. Sıcaklarla aram düşünemeyeceğiniz kadar bir hoştur. Sıcaklar kafatasımın içinde olduğunu varsaydığım organımın eriyip labne peynirin en kolay sürüleninden bir şekle bürünmesine sebeb olur. Ağır hasarlı…