İçine Yağmur Kaçmış
“Yaz geliyordu öyle demişlerdi. Bir şeyini unutmuş olmalı, belki bir şeye kızdı yarı yoldan dönmüş olmalı kış gidiyordu o kadar ısrar dayanamamış kaldı. Baksana havaya”. Soğuk yine de su kıyısı,…
Güncel, günlük kişisel weblog. Yaşanmışlıklara ve yaşanacaklara dair düşünceler...
“Yaz geliyordu öyle demişlerdi. Bir şeyini unutmuş olmalı, belki bir şeye kızdı yarı yoldan dönmüş olmalı kış gidiyordu o kadar ısrar dayanamamış kaldı. Baksana havaya”. Soğuk yine de su kıyısı,…
Baş bükülmüş hayatın masasında bir köşe. ”Bundan sonra artık“ bütün cümleleri böyle büyük bir lafla başlar olmuş. Nasıl bir kırılmışlıksa hayata aydınlığını almış gitmiş gözlerinin, gökyüzünün yıldızları kalmamışlığı bakışlarda, bulutlar…
“Casablanca’yı anlatıyorsun. Ben oraya gitmedim seninle bile. “Tekrar çal Sam” dendiğini de seninle duymadım. “Çölde çay” filminde her şey çok güzeldi. Çay bile vardı. Aynı sahnelerde birbirimizi hatırlamış olabiliriz belki…
Karanlıkta söylemeye korkardın, karanlıktan da. Uyku arası hani gözlerini aralayıp bir ışıksız ortamda dokunulmakta olduğunu hissedip rahat mırıldanarak fısıldadığında aklına gelirdi belki ama söylemezdin. Bazılarını hiç söylemedin öyle kaldı. Dilinin…
Tahta masalı tahta uzun oturaklı arkası dik masalar köşe bir masada uyuya kalmışım, uyanıyorum rüyamda. Bir tartışma, öyle ne söyleniyor pek anlamıyorum uyukladığım köşeden bakıyorum rüyada. Söylenenleri anlamıyorum bağıra bağıra…
Biraz durdu. Yanında yürüdü biraz daha yürürken hep önüne baktı. Yerde belki kafasının içinde bir yerlerde durumu çözecek durumu istediği gibi çözecek bir şeyler arıyordu ayakkabısının ucundaydı tam gözleri buldu.…
Neşeliydi. Tina Charles’i severdi. Onu dinlememi anlattıklarını her ne anlatırsa. Sevdiğimi söylememi en çok öyle derdi. Sarhoş olduğunda şarkılar söylerdi daha bağırarak hem de. Sarhoş olduğunda korkuları olduğunu da söylerdi.…
Bahar geldi sen artık baharı dert etmeyecek, baharın nefesini oksijenle doldurmasına aldırmayacak, kanını biraz daha sulandırıp ısısını biraz yükseltecek belki kaynatacak duruma sokmasını belki de. Unutulmuş olduğunun kabulünü çoktan vermiş…
Hiç geçmediğim bir yol, camlarda çılgın bir yağmur, yeşil, bahar daha gelmemiş dağlara dallara soğuk, bir çığıltı su çığıltısı. Hızlı günlerdi günler çabuk geçer, çabucak biter sabahlar çabuk gelsin diye…
“Akıtacağınız kan bir gün ülkenize lazım olacak. Sizi bağışlayacağım.” Dedi ama olmadı diye bilirim. Romantik Radyo Paris bir sessizliği bozuyor. Fransız ihtilali bitip kral Louise giyotinde kafası kesilmeden az önce…