21 Nisan 2015
Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu genç kadın telefonu kapattı. Tam şairin söylediği gibi olduğunu düşünmüyordu. Çünkü ayrılanlar epeydir sevgili değildi. O biliyordu. Telefonun öteki ucunda şimdi kopan fırtınalar neredeyse yıllar…
20 Nisan 2015
Aradan yıllar geçince yalnızlığını yanına alıp karşısına geçip belki, kadehsiz şişeden tokuşturup sohbeti hatırlayınca hüzünlenip biraz da ucunu kaçırınca bakacağın bir fotoğraf olmalı, yırtık uçları biraz sararmış siyah beyaz gözü…
19 Nisan 2015
Bir şarkı çalıyor. Şehirlerarası bir otobüs sabahı uyunmamış burun camda o an bir şeyler görülmeye başlanmış güneş ışıkları, cam da yanakta süzülen damlaları anlatıyor. O zamanlar bu şarkı yoktu nereden…
18 Nisan 2015
“Otur beş”. Şimdiler de kaç? Beşe kadar not vardı. Pekiyi beş. Sınıfta kalma vardı, ilkokul birinci sınıfta bile. Ceza vardı. Köşeye çöp kutusuna gidip kalem açma da. Aldım verdim seçmecesi.…
17 Nisan 2015
Daha bir şeyler olmamış, ne yaprağı kıvrılmış defterin, ne arasına kalem konmuş kitabın, geceler parçalanmamış daha bütün, aydınlık ortalıkta karanlık ortalığı ele geçirmemiş. Hiç bir şey bitmemiş daha. Tenin yanıkları…
16 Nisan 2015
Gidişinin bininci yılı olmalı, gitmen ayrı, taşınman devam ediyor. Sessizliğin içinde arıyorum seni. Bir şey ister misin? Merakla seyrettiğimiz gece yarılarına kadar süren buz pateni gecelerinden “Üçlü Toylub” yap bakayım.…
15 Nisan 2015
Daha 18 yaşında 43 yaşında bir adamla tanışır. Meşhur. Öğrencisi olur. Asistanı, sevgilisi. Genç kıpır kıpır bir kalp her şeyi bilen bir adam. Aşık olur. Adamda aradığı aşkı bulmuştur. Hayır…
14 Nisan 2015
Kimseye gerçek isminle anlatmadım seni. Kimseye gerçek isminle tanıştırmadım, kimse bilmez seni. Bilenlerde artık yok. Seni konuştuklarım, anlattıklarım, yazdıklarım, yazdıklarımı okuyanlar, hep bir tahmin o da tutmuyor zaten biri hariç.…
13 Nisan 2015
“Üşüyorum hem de çok”. Titriyor, dişleri birbirine vuruyordu. Ateşi yükselmiş olmalı. Üşünecek durum yok. Hemşireyi çağırıyor. Üstünü açın diyor battaniye vereceğine. Kızıyor ama gelip üstünü açıyor. Ne dedilerse o. Öksüzlüğünü…
12 Nisan 2015
“Öyle ıskalanmış bir hayat olarak kabul etmiyordu taa ki. Bir şeylerin artık olmadığı olsa bile lezzetini almadığı zamana kadar”. Elinden kalemi bıraktı. Kafasını cama çevirdi. Dışarıda bir gökyüzü sulusepken. Bir…