Belkide Özlemeyi Unutmuş
“Kimsiniz adınızı bile bilmiyorum?” “Adın ne önemi var? Beni ne diye hatırlıyorsanız o, bu sabah size günaydın diyen”. “Yarın dün sabah mı olacak?” “Belki de” Belki de öyle oldu. Bu…
Güncel, günlük kişisel weblog. Yaşanmışlıklara ve yaşanacaklara dair düşünceler...
“Kimsiniz adınızı bile bilmiyorum?” “Adın ne önemi var? Beni ne diye hatırlıyorsanız o, bu sabah size günaydın diyen”. “Yarın dün sabah mı olacak?” “Belki de” Belki de öyle oldu. Bu…
Altı üstü aşktı anlattığı. Anlatmaya bir gayret anlatamadığı daha doğrusu gevelediği, kem küm fakır takır nasılsa anlatılamayan işte. Dinleyenler anlatılamayanın ne olduğunu, neyin anlatılamadığını kem kümlerin ne olduğunu biliyorlar noktası…
Benim. Kelime bu kadar, bu kadar büyük, net, acımasız, korumalı, ahlaksız, tüketici, itici, çekici, yaralayıcı.Paylaşmayan, paylaşılmayı kabul etmeyen. Bir kedi tırnağı saklı ama her an. Geceler, gelecek, zamanlı zamansız her…
Gözlerde masa altı saklanışı bir bakış. Sanki az bir şey öncelerde ortalığı dağıtan bir çılgın kol bacak tutulsa da bir kocaman hırçınlık dağıtırım ben burayı burlar şurlar orlar hepsi benim…
Kulağında bir Latin müziği sabahın en cincikli saati bahçede kuşlar cincikli olmanın sesi. “Yatağını toplasaydın be çocuk”. Her sabah aynı terane. Nereden buldun bu kelimeyi? “Askerden kalmış olmalı topçu marşından”…
Zamanın en çok konuşulacağı o kadar çok şey. Hiç biri şeytanın zulmüne derman olmayacağı belli. Şeytan ne dedi? Bana demedi. Ona dedi. O düzelmeli. Onların yanlışından dövülen ben oldum. Onun…
Sarı ineği vermeyecektik. Daha her şeyin başında ilk istedikleri oydu, vermeyecektik. Aslanlar bir gece sürüye yanaşırlar, sürü hep beraber bir gayret direnmek üzere hep yaptıkları gibi hep başarı yok ama…
Hep konuşulur. Havalar, nasılsınlar, günaydınlar, hadi eyvallahlar arasında bir yerde kelimelere dokunmadan, sözlere el sürmeden, meraktan hiç değil laf arasında kelimelerin susulan yerlerine sokuşturulup bakışlarla konuşulur. “Seni gördüğüme sevindim”. Söylesen…
Sandalyelerinin arkalarına iyice yaslanıp kaykıldılar. Altın kafeste bir kuş altın rengi tüylü, dönüşü kolay değil. İki adam belli ki konuşulacak çok şey kalmamış, çok konu var hepsi de şimdi konuşulacak…
Ruhun da bedenin gibi bir şeyler kaybetmiş olmalı. Yatmadan önce süt iyi olur olmalı. Yaşanan yılların içinde Haziran iki kere eksik. Yine Haziran oysa. Zamanı çekirdek leblebi gibi avuç avuç…