
Kalemim ishal oldu; olduk olmadık yerlere bırakıyor. Üstelik ne zaman, nereye denk geliyorsa… Bir de kusmak, bir hıçkırık üstüne sürüklüyor bir yerlere; kapı diplerine, ağaç altlarına, nereye olursa tutamıyorum. Bir ısrar, habire çızıktır.
Artık arsız bir çocuk hastalığı azmış; üstelik öyle huysuz, denk duracağı pek olmaz halde. Aklına ne denk gelirse, neye eserse rüzgarı o tarafa… Az bir şey akla meyil etse ya, o da hak getire. Akıl deyince; o da kendi haline anca yeter. “Destek ol,” desen yarım yamalak; şöyle elinin ucuyla, elinin izi kalıyor o kadar.
İkide birde “Kalk yaz,” diye dürtüklemese, rahat bıraksa… Akla insanların gündelik hırsları komik geliyor; ikide birde olmaz yerlerde “Deli,” diyorlar kahkahalar atınca.
Kendilerine aynadan bakmayınca, göremeyince hiçbir şey… Bir kör dövüşü; havaya sallanan yumruklara denk gelir mi diye çırpınışlar. Tabuta sığmaz onca şey; yer yok sakladıklarına. Bak, bir yerlerde daha da unutulmuş bir halde olacaksın; ardında sana edilecek onca lafa, kalabalığın “İyi bilirdik,” bilmediklerinden öyle söylediklerini bile sen bilirken üstelik.
Yalnızlığın orta yerinde sadece seninle oynanan bir pişti, bir poker; “Sen kazandın, sen kaybettin”e denk gelen. Bir de kavga çıkarsaydın “Kağıt çaldın,” diyerek kendinle.
