Kapıyı Carpıp Gitti

Gitmeyi bile bilmiyordu. Uyandırmadan, sessiz parmak uçlarında yürünerek hazırlanma, kokuları yok etme, her şey daha kolay bilgisayar hafızası olsa değil, yastıkta baş çukuru kabartma, bütün anıları toplama kıyıda köşede kalmışları bile bir gıdım bırakmadan kapıyı sessiz çıt çıkartmadan çekme.

Gidileceğini biliyor olmalıydı. Geceden beri uyku tutmamıştı. Gözlerini açmadan yataktan kalkış, bir hışım her türlü gürültü, hepsi bir davul sesi fısıltı bile, sakınısız ben gidiyorum o da değil son her kımıltı.

gitmek

Son kokular toplandı özensiz, yastıkta izler kaldı unutuldu, hatıralar taşıması zordu el bile sürülmedi kalsın yük etmesin, ne kadar yaşanmışlık varsa hepsi yük bırak gitsin.

Gitmeyi bile bilmiyordu gitti. Nasıl gidileceğini arkasında ne bırakacağını ne alması lazım bilmiyordu bir acemi telaşıyla gürültülü kapıyı çarpıp çıktı. Kapıyı kapattıktan sonra aşağı indiğinde sokağın başına kadar köşeyi dönene kadar arkasından bakıldığını gideceğinin önceden kimseye söylemese de bilindiğini o kadar yıl sonra bile öğrenemedi.

Arasında bıraktığı yastık izinin günlerce koklandığını, hatıraların hepsinin yeniden toplanıp karştırılmadan arasıra içinden bir kaçının alınıp hatırlanıp sonra yerine konduğunu öyle el sürülmeden yıllardır durduğunu öğrenemedi.

Bir dolu şarkıyı çizdiğini, şarkıların içinden anıların çıktığını.

Kapıyı çarpıp gitti. Gitmeyi bile bilmiyordu.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir