Bir Sabah Kokusu

Sabahı avuçladım aldım, kopardım dalından daha olmamış, ham kuşları uçmayan, ışıkları olmayan bir sabah. Bu sabahlardan elimde çok var. Isırılmamış, tadılmamış durup çürüyorlar bir yerlerde. Işık yok, gözler açılmamış, kahve içilmemiş sade şekersiz sütsüz koyu kupa dolusu, konuşmayı öğrenmemiş daha bu günlük.

sabah

Havadan sudan konuşmuşluk. Kar yağacak gibi ıslak bir soğuk var, titreten. Ötmeyen bir horoz eksikliği epeydir duymadım. Uyandırılmak yarım ağız nasılsın? Sıralandı mı her şey? Nasılsın? Sağol. Neler yok? Kim nerede? Sağdan say.

Güneş bu gün yok gelmemiş, kuşlar şakırdamıyor onlarda gecikmiş. Bir çıtırtı, bağırtı benzeri dallarda soğuk burada. Ötekileri boş ver. Yoklar yine yok, varlar yine burada gitmemişler.

Bir sabah kokusu, bir yorgan altı kıvrılış kaçış iki büklüm soğuk değil ama yürek büzüşmüş.

Gün gri başlıyor, temizlenmediğinden fırça siyah bulaşmışlık güne. Aralıklarla mı? Değil o bile burada. Giyin, sıcak bir çay üşümüşlük bulaşmış ellere avuçla bardağı, iki lokma daha ağızda bir kapı çarpış çıkış gidiş.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir