Baharı Bekliyordu Epeydir

Önce kış gelmemiş, sonra bir gelmiş oturmuş kalmış gitmemişti. Bir de o oturup kalışta suratının en çirkin şeklini hiç bozmamış karlı, biraz eğlenceli tarafını göstermeden asmış çirkin buz gibi soğuk tarafını yüzünün bu size der gibi. Bahar gelecekti gelse ne olacaktı? O da bir başka çirkin, ne öyle binlerce çiçek açmış ağaç mı görecekti? Hayır bahçe de bir tane çiçek açtığında rüzgarı çağırıp gel çiçeklerimi dağıt günü o kadar sonra cılız yapraklar seyrek çiçekler seyretme zevki kalmadan hadi bana eyvallah seyretme bahar geldi zevki bile yok.

bahar

Kanını mı kaynatır? Kaynayacak kan, deli kan mı kalmıştı yok o da değil.

Baharı konuşmak gediğinde hatırlamak güzel ola baharları ve hiç kimseye konuşmayı sevmediğini yeni baştan gün gün hatırlayıp yeniden duyguları hani yaşanmaz ama vücudunu bir yerlerinde kalmış olan o duyguları o kadar. Konuşmayınca hem de hiç konuşmayınca kendini tekrarlayan hatırlanması gün gittikçe eksilen azalan azaldıkça değerli olana doğru giden duygular.

Bir öğle yemeği, hayır oradan başlamamalı, bir taksi koltuğu, bir otobüs belediye otobüsü şimdi eski denen yenlerden bir sallantı, bir sarsıntı bir hayat sarsıntısı sarsılan hayatlar ilk hareket yıkmadan kaç depremden önceden hayatın çıbanları irinleri temiz de olsa irin. Önce bütün hayatı ipoteklenmiş gecelere razı olunmuş rehine kalmışlıkları.

İçinde acı olmasa, acıtmasa gece yarılarına bıçakla hem de keskin derin aralar açan açılmış yaraları deşen kabukları kaldıran bıçaklar. Boş ver özlemenin başka adı olmalı onun adı değil. Ağaçlar filizlenmiş dallar daha kar var, soğuk var, don var önümüzde daha gelme. Gelme diyor dondu mu bahar daha bahar da hüzün. Gelme, bilirim bekler rüzgara dikilir göğsünü açıp es yiğidin bağrına cesareti yok o kadar ama rüzgara karşı sert bir bakış bekler, kar yağmur dik duruş bekler. Gelme. Bahar zamanında gelmez, erken gelen geleceği saatten önce gelen olmaz işler gelir. Zamanında zamanı ne ise.

Bekler. Kimseyle konuşmaz özeldir, hep biraz eksik eksilen hatırladıkları, eksildikçe değerlenen değerlendikçe tadı biraz daha az biraz daha güzelleşen yıllandıkça tadında bir burukluk, bir benzemezlik, daha bir serinlik, birden yutulmayacak kadar değerli hafızanın damaklarında her noktasına demeli, tadını çıkar bir nefes nefis bir koku damağında dolaştır ağır heyecanlı bir an uzunca.

Uyku mu?

Ver gitsin kilosu birkaç kuruşa, olmadı atık bidonuna gazete gibi boş ver.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir