Yaşamın En Güzel Yerlerini Kırpıp Fragman Gibi Yaşamak

yaşam fragmanı

Zamanla ne kadar çok derdimiz var. Yaş alıyoruz, geriye gitmek merakımız artıyor. Biliyoruz geriye gidemediğimizi… Sırtımızda pişmanlıklarımız diyelim var; yine yeniden yaşamak istediklerimiz, “olmazlar”ımızın ne kadar olduğunu, “olur” dediklerimizin olmazlarda bekler olduğunu bilmek var. Sonraların çözemediğimiz olasılıklar halinde yumak olarak duruyor olmaları var.

Bırakılmış, bırakmış olduklarımızın oralarda olup olmadıkları, bıraktığımız yerde durup durmadıkları… Durmuyorlarsa nerelerde, nasıllar? Geri gidilmiyor olması bir yana; bırakırken, bırakılırken tercihlerin doğru olup olmadığı… Olmadığımız, var olan beynimizin olmayan olan bir yerinde bıraktığımız, bırakıldığımız yerin, anın kaybolmayan (kaybolsa hiç dert değil) unutulmuşluklar, zor hatırlanış olmaları, tozlu, dokunulmadan bırakılmış olmaları… Gerçekten vazgeçilmesi gerek demesek bile ilk vazgeçilecekler dolabına çoktan kaldırılmış olduklarından olmalı, kaybolmayanlar, su yüzüne ilk en önde hemen çıkanlar onlar; beynin bir yerlerinde kıpır kıpır, rahatsız eden bir ritimle var olmalarında… Olumsuz cümleler çok sevilmez, sevilecek pek bir yerleri de yok. Ne işleri var o zaman oturup başköşeye, “Ben buradayım,” kalemi rahatsız etmeler, “Bir bakar mısınız?” dürtmeleri filan?

Yaşamın en güzel yerlerini kırpıp yeniden daha kısa bir versiyonunu yaşamak; hiç olmazsa kısa tanıtım kısmını tekrar… Zamanla sorunumuz var. Her şey biz bildiğimiz kadar var. Biz bilmiyorsak, haberimiz yoksa her neyse ondan, o yok.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir