“Öyle şafağın sessizliğinde olmadı yaralanmam. Göz göre göre bir meydan kavgası gibi sokakta, ortasında herkesin ben saklanmaya çalışırken korkarken rezil olmak o da neyse şirret çirkef gözlerle, içinden acıması alınmış sözlerle saldırıya uğradım. Ölmem lazımdı, kan bulundu, kollarımda serum oldu aktı içine yalnızlığım, gözüme hadi ne olur gitme bakışı değmedi […]

“Bu günlerde kendimi yorgun hissediyorum” öyle diyerek sırtını dönüp uykusuna devam etmeye karar verdiğini gösterdi. Çay alıp yeniden onun başına oturup geceyi bitirene kadar orada kalacak olmanın gereği için dışarı çıkıyorum. Koridorun camından dışarı bakmaya çalışıyorum. Karanlık fazlaca karanlık bir gece. Elimde çayım yorgunluğunu düşünüyorum. Kader kısmet deyip geçilecek bir […]

Uyku öyle eksik kalsın bugün de olmasa olur, boş ver bir kutu alacaktım ama kalmamış gibi bir şey değil. Uykusuzluk öyle kolay geçiştirilecek bir şey değil. Tercih edilecek bir şey de değil. Uyumanın zamanın değişmesi olabilir, biraz az uyunabilir, tercih edilmez ama olabilir. Uykusuz günlerce kalmak, o halde yaşamak, uyuyamamak, […]

Geceler öyle kolay geçmez olmuştu. Zaten günlerde kolay geçmiyordu. Oturup konuşurduk. Hayatının büyük bölümü yoklarla geçmişti. Hep bir şeyleri yok olmuştu, yokluğu yaşamıştı birlikte yaşadığımız günlerde de yokluğumuz vardı. Farkında olmuş farkında olmamıştık ama yokluğu yaşamıştık beraber. Bir kişi yokluğunu çözememiş ona çare bulamamış, onu kabul etmeyi öğrenememişti. Çalışmıştı, anlatırdı. […]

Hayatın güzel olup olmadığı bir yarışma sonucu ortaya çıkmaz. Ölür gider ‘’Hayatını yaşayamadı‘’ deriz arkasından. ‘’Hayatını yaşadı, hiçbir şey umurunda değildi’’ diye konuşuruz birazda dedikodu tadında hani sanki duymaz, artık duymaz gibisinden. Nasıl ölçeriz bunları? Bizim yapıp istediğimiz şeyleri yapamadığımızda yaptıkları gibi gramlar kullanarak mı? Ya da yaptıklarımızı onun yapmadığını […]