Durup bir köşede nereye gideceğime bakıyorum. Köfteci kokusu dönünce önüme çıkacak demek ki. Soğuk, sabah, içinde hiçbir şey olmayan ekmek araları canım sıkın kafam bozuk. Aramızda kalsın hiç doğru dürüst tamir görmedi epeydir. Al yüreğini çek git demişti içim. Ben içimden geldiği gibi yapmadım yüreği unuttum bir masa üstü kahve […]
Çocuğun eline kağıt kalem tutuşturursun, o bulur kalemi sen vermezsin kağıt aramaz duvarı çiziktirir. Beyin normalde öyle çiziktirmez aralıkları vardır çiziklerin periyotları, yükseklikleri bellidir deprem olmadan olan grafiklere benzer. Birden bir şeyler olur çocuk çiziğine döner grafikler, baş olmadık yapılamaz neden böyle hareketleri yapar, eller kıvrılmayacak şekilde kıvrılır parmaklar bütün […]
Uzun bir filmin sonuna yaklaşmışken ne olacağı konusunda üç aşağı beş yukarı bir fikriniz oluşur. Yönetmen sizin istediğiniz sonu tahmin edip onu yapmamayı yönetmen olmanın göstergesi olarak değerlendirdiğinden, sizinde bunu bilerek yönetmen bunu yapmalı ama yapmaz öyleyse diye beklediğiniz tahmin edilir bir son. Hayat öyle bir otoban, bir patika değildir […]
Serin sabahlar buğulu camlar soğuklar kapıda ayağını çıkarıyor. Masanın üstünde meyve tabağı, elma bütün parlaklığıyla gel beni ye çağrısında parlak kırmızı bir göz kırpış, hadi ama telaşı. Dünyaya kovuluşun meyvası. Adem Peygamber’i kandıran yenmeyecek denen yasak olduğu söylenen hani Havva Anamız ve biraz da yılanın dahil arada cennetten hadi yallah […]
Para bulunmamış, avcı toplayıcı dönemlerden kalma değiş tokuş sisteminin sürdüğü zamanlar hiç kimse eder konusunda o kadar kafa yormuyor bu kadarmış deyip kadere razı ne verdiyse ne aldıysa bitti tamam yaşıyordu. 2 yumurta bir çuval yulaf ediyor, bir tavuk bir zeytin tanesine gidiyordu. Mutsuz olan yok muydu? Vardı. Onlar tapınaklara […]





