Bilekten Sıkışan Eller: Teknik Bir Babanın Tornası

teknik-bir-babanin-tornasi

Solak olmak iyidir. Teknik bir adamdı babam; takımları kullanırken, anahtarları tutarken hep yanlış elimle yanlış tarafa sıkıştıracağıma, gevşeteceğime belki inandığından sol elimle iş yapmama kızar, feci kızardı öyle diyelim. Çocuğum; onun yanında neyi nasıl yapmayı öğrendiğim, çıraklığımın yarısı bu el tersliğiyle de geçmiştir denebilir.

Yemek yemek de aynı koşulları taşırdı, solaklığımın büyük kısmı oradan gelir. İyi adamdı, büyük adamdı; bana göre en büyük adamdı. Sevmeyi bilirdi, sevdiğini bilirdim; göstermezdi, nasıl olur hissederdim sevdiğini. Yaşımın yetmişliğine kadar onunla birlikte olmanın, onunla yaşamanın çok faydasını gördüm. “Dikkat et,” dediği her şeyin, dikkat etmediğimde başıma geldiğini… Uyardığı, geleneksel gibi gelen, ona mahsus, onun olan uyarıları vardı. İşi nedeniyle elleri kirli olurdu; uzatılan hiçbir eli geri çevirmez, bileğiyle el sıkışırdı çoğu zaman. Dinlerdi ne anlatırsan; ne anlattığın değil, niye anlattığın, neden o an anlattığın, anlattığının içinde ne olduğu daha önemli olmalıydı ki dinlerdi. Aracı da dinlerdi ne diyor; kulağı, sen arızayı anlatırken araçta ne anlatıyor duyardı.

Eli poposunda dolaşanları sevmezdi; son oturdukları yerin, şu anda oturdukları yeri hak etmediklerinden ellerini arkaya bağladıkları ile ilgili bir inancı vardı. Başka bir inancı da ellerinde bir şey var, sana vuracaklar; yoksa da vuracakları belli olmasın diye sana yaklaşana kadar ellerini saklıyor olacaklardı. Metalleri, onlardan yapılanları, onların seslerini duyup anladığı kadar insanları da anlardı, anlamıştı.

Tadında, kıvamında yapardı her şeyi; severdi tadında, kızardı, sinirlenirdi, içlenirdi, bilirdi.

Hayatı hayatta öğrenmişlerdi büyüklerimiz; aynı hikayeler sizler için de var. Yaşarken, varlarken biraz dikkatli bakabilseydik neler neler daha bilebilecektik.

Yorum Bırak

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir