Herkes Ne Kadar Temiz

Günümüzün en güzel, en çok ardına saklanılan bir söylemi var; çokça kullanılır. “Beni taşlayacaksanız en günahsız, en temiziniz ilk taşı atsın.” Tabii kimse taş atmaya kalkmaz, kalkmaz zannediyorsunuz; hemen hepsi taşlamaya başlar, taş yağmuru… Tabii söyleyen mevta. Nedeni basit; artık kimse temiz olmadığını düşünmüyor. O kadar basit. Bütün eller temiz. […]

Daldan Dala İki Yüzlü Bir Gevezelik Hali

Gevezelik ne çok yakışır ağıza. Farkında olunca daha da bir hızlı akıntıya kürek, bir ishal haline; ardından ne gelir ne kusar, ne var boş boş her şeyi… Al takke ver külah öyle de yaşanmıyor be abi. Bugün böyle yarın başka olabilir, dün zaten daha başkaydı. Koca bir alkış diline geliyor […]

Dikişleri Patlamış Sensizlik

Ağzına en çok, en çok beni sevdiğini söylemek yakışıyordu. Gözlerimi kapatıyorum; artık yoksun. Yaptığım şey seni unutmak olması lazım, nedense unutamıyorum. Daha fazla kalmak istemeyen bakışların… Bir camdan sen elveda demek istemeden, elveda bile demek istemediğinden bakıyorsun son defa. O bakış bir yerlere kazınıyor. Bir an, o an çoktan geçti; […]

Kuantumdan Günlük Hayata Soğumanın Hikayesi

Ben ne anlarım fizikten, kuantum fiziğinden ne anlarım; bakarım, bir şeyler okurum, anladığımı tam da anladığım gibi anlatırım, ben böyle anlıyorum ne yapalım. Konu fizik olunca pek dalga geçilecek yanı yok; aman ha, ne olur ne olmaz. Kimya dediğinde aslında kankası, ha o ha öteki; patlar matlar, aman diyelim. Ölçmeyince […]

Vietnam Savaşı Üzerine Farklı Bir Hikaye

Bir devrin efsanevi savaşıydı Vietnam. Vietkong çeteleri derlerdi; öyle hikayeler vardı. Sonra turizme konu oldu, hâlâ konu; şöyle yapmışlar, böyle tuzaklamışlar anlatılır, anlatırlar. ABD’yi onlar yenmişler, yenebilmişler. ABD “Ben yenilmedim, çıktım savaştan sadece.” der. ABD’yi yenen Vietkong olabilir; galip onlar deniyorsa onlardır. Oysa defalarca yazmış, anlatmış olabilirim; ben savaştan, savaş […]