Boşuna değil denizle karanın kavgası atışması bozuşması itişmeleri. Deniz istemediğini atacağını kıyıya bırakıyor kıyıdan da istediği göz koyduğu ne varsa çaktırmadan dikkatleri üzerine çekmeden bir dalga hemen ardından yumuşak üçü dördü beş yine sert kaptı kaptı kapamadı on beş yirmi beş akşam öğle gece her nasılsa kafasına koyduğunu gözüne kestirdiğini […]
En müşkülpesent insandan daha tembel daha acımasız daha vurdumduymaz oluyor kelimeler işine gelmeyince. Beraber birkaç adım biraz hareket biraz nezaket biraz işve biraz kıvırma biraz kıvırtma hiç biri yok. Ortam istediği gibi olacak keyfi yerinde hiçbir şey onu onun konsantresini bozmayacak hayatın hiçbir şeyi umurunda değil öyle kalacak kelimeler o […]
Sabah olurken gelirken huzurun daha yeni yeni işbaşı yapmaya hazırlandığı çayını kahvesini alıp masasının üstünü temizleyip silip bilgisayarının düğmesine tık diye basıp eskiden geç gelirdi ekran gider paltonu asar saçını toplar gelirdin ancak şimdi tık pek değil olsun öyle densin sabah seçtiği günün desenleri öncesi ruhunun da teması algında zemini […]
Sabah bütün sesleriyle kokularıyla güzel nasıl içe sinercesine. El ayak çekilince gizlice gel türküsü elli yıldır yaşanan yaşatılan var olan bitmeyen tak kapı birilerinin esprisiyle kaynanam geldi. İyi tamam da kapıyı niye çalıyorsun sorusu? Kedi de anlamıyor bu kadar güzelliğe bulaşmış bu hain sinsi duyguyu. Ee böyle yaşanırmış yaşandı yaşanıyor […]
Bulutlarla ara da anlaşmazlık de bulutların hoşlanmaması de ne dersen. Öyle bir tatsız durum. Güneşi kapatmaları hep hüznün içine kaçmaları hüzün saçmaları. Başka şeylerle de var kişilerle de adamlarla böceklerle hep bir takmışlık takılmışlık hoca takardı öyle. Yok yahu o kadar da değil. Değil elbet denecek halde. O kadar. Gökyüzünden […]